LULexUnio
← Bloga dön

İngilizce Öğrenmeye Nereden Başlanır? İlk Ayın Gerçekçi Planı

Bu soruyu soran çoğu kişi aslında daha önce en az bir kez başlamış ve bırakmıştır. O yüzden işe "nasıl başlanır" ile değil, neden bırakıldığıyla başlamak gerekiyor.

Bırakmanın en yaygın üç sebebi: yanlış seviyeden başlamak, günlük düzen kuramamak ve ilerlemeyi görememek. Üçü de plan sorunudur, yetenek sorunu değil.

Önce sıfırdan mı başlıyorsunuz?

Türkiye'de İngilizceye "sıfırdan" başlayan neredeyse yoktur. Okulda yıllarca görülmüş, unutulmuş ama tamamen silinmemiştir. Bu önemli, çünkü A1'den başlamanız gerekmiyor olabilir ve gereksiz yere A1'den başlamak, ilk ayın sıkıcı geçmesi ve bırakılması demektir.

Bunu tahmin etmeyin, ölçün: ücretsiz seviye testi on dakika sürer, hesap istemez ve sonucu CEFR ölçeğinde verir.

İlk hafta: ses ve en sık kelimeler

İlk hafta gramer çalışmayın. Bu, en sık verilen yanlış tavsiyenin tersi ve sebebi şu: gramer, kelimeleri olmayan birinin uygulayacağı bir şey değil.

Yapılacak: en sık kullanılan 100 kelimeyi ses olarak öğrenin. Her kelimeyi duyarak öğrenin, yazılışından okuyarak değil. İngilizcede yazılış ile ses arasındaki uçurum büyüktür ve baştan uydurulan telaffuzu sonradan silmek çok daha zordur.

Bu yüzden her yeni kelimeyi sözlükte dinleyin ve bir kez yüksek sesle söyleyin. Üç saniye sürer, aylar kazandırır.

İkinci hafta: kalıplar, tek tek kelimeler değil

Kelime yerine cümle ezberleyin. "water" yerine "Can I have some water?" öğrenin. Aynı emeğe hem kelimeyi hem yapıyı hem de kullanılabilir bir cümleyi almış olursunuz.

Yirmi kalıp, iki yüz kelimeden daha çok işe yarar. Çünkü kalıp doğrudan kullanılabilir; kelime kullanılmak için etrafına bir cümle ister ve o cümleyi kuramazsınız.

Üçüncü hafta: ilk gramer, ama az

Şimdi gramer. Ama tamamı değil, üç şey: to be (am/is/are), geniş zaman (I work / he works) ve şimdiki zaman (I am working).

Bu üçü günlük konuşmanın büyük kısmını kaplar. Present perfect, koşul cümleleri, edilgen çatı — hepsi bekleyebilir ve beklemeli. İlk ayda on iki zamanı öğrenmeye çalışan kişi hiçbirini öğrenemez.

Dördüncü hafta: üretime geçin

İlk üç hafta anlamaya çalıştınız. Dördüncü hafta üretmeye başlayın: günde beş cümle yazın. Kendi hayatınız hakkında, öğrendiğiniz kelimelerle.

Bu, en atlanan ve en belirleyici adımdır. Tanıdığınız kelime ile kullanabildiğiniz kelime iki ayrı şeydir ve ikincisine ancak kullanarak geçilir. Konuşma pratiği yazımızda bunun neden böyle olduğunu ayrıntılı anlattık.

Günde ne kadar?

Günde 20–30 dakika, haftada altı gün. Bir gün tatil.

Haftada bir gün üç saat çalışmak, her gün yarım saat çalışmanın çok gerisinde kalır. Sebebi irade değil, hafızanın çalışma biçimi: kelime aralıklı tekrarla tutunur, toplu çalışmayla değil.

Ve şu net olsun: kaçırdığınız gün planı bozmaz. Planı bozan şey, bir gün kaçırınca "nasılsa bozuldu" deyip haftayı bırakmaktır.

İlk ayın sonunda nerede olmalısınız

Gerçekçi hedef: kendinizi tanıtabilmek, basit sorular sorup cevaplayabilmek, tanıdık konularda birkaç cümle kurabilmek. Yani A1'in ortası.

Bu kulağa az geliyorsa, karşılaştırma yanlış yapılıyor demektir. Bir ayda akıcı olacağını uman kişi ikinci ayda bırakır; bir ayda A1'in ortasına gelmeyi bekleyen kişi tam zamanında ilerlemektedir.

Sonra ne olacak

İkinci aydan itibaren kurs yapısına geçin. İngilizce A1 sayfası bu seviyede tam olarak nelerin öğrenildiğini gösterir; oradan kendi hızınızda devam edebilirsiniz.

Bir dilin gerçekten kaç saat sürdüğünü ve neyin bu süreyi kısalttığını ayrı bir yazıda yazdık — beklentiyi doğru kurmak, ilk ayın en değerli kazancı.