LULexUnio
← Bloga dön

Bir Dil Kaç Ayda Öğrenilir? Gerçek Saatler ve Neyin Değiştirdiği

Bu sorunun dürüst cevabı “değişir” değildir — neye göre değiştiği bellidir ve sayılar yayımlanmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Foreign Service Institute (FSI) onlarca yıldır diplomatlarına dil öğretir ve her dilin kaç ders saatinde profesyonel çalışma düzeyine ulaştığını kayıt altında tutar.

Sayılara geçmeden önce en kritik uyarı: bu rakamlar anadili İngilizce olanlar içindir. Anadiliniz Türkçe ya da Farsçaysa tablo bazı diller için lehinize, bazıları için aleyhinize kayar. Bunu birazdan açacağız.

FSI’nin dört kategorisi

1. kategori — yaklaşık 600–750 saat. İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Portekizce. İngilizceye yapı ve kelime olarak yakın diller.

2. kategori — yaklaşık 900 saat. Almanca. Kelime olarak İngilizceye çok yakındır ama dilbilgisi (cinsiyet, hâller, kelime sırası) belirgin biçimde ağırdır.

3. kategori — yaklaşık 1.100 saat. Rusça, Türkçe, Farsça, Azerbaycanca, Lehçe, Yunanca, İbranice.

4. kategori — yaklaşık 2.200 saat. Arapça, Çince, Japonca, Korece. Farklı yazı sistemi ve İngilizceden tamamen kopuk yapı.

Aradaki fark küçük değil: Japonca, İspanyolcanın üç katından fazla zaman ister.

Bu saatler aya nasıl çevrilir?

Kaba bir hesap tablosu:

Günde 1 saat — 900 saatlik bir dil (Almanca) yaklaşık 2,5 yıl.

Günde 2 saat — aynı dil yaklaşık 15 ay.

Günde 30 dakika — yaklaşık 5 yıl.

Bu tablo moral bozucu görünebilir, ama iki önemli inceliği var. Birincisi, FSI’nin hedefi profesyonel çalışma düzeyidir — yani C1 civarı, bir toplantıyı yönetebilecek düzey. Tatilde anlaşmak ya da B1’e gelmek bunun çok altındadır: B1 için genellikle toplam sürenin üçte biri yeter.

İkincisi, FSI günde altı saat yoğun sınıf eğitimi verir. Bu koşullarda öğrenme verimi, günde on beş dakika uygulama açıp kapayan birinden çok daha yüksektir. Saat sayısı tek başına yeterli değil; sürekliliği de sayar.

Anadiliniz her şeyi değiştirir

Tablonun en yanıltıcı yanı burasıdır. FSI ölçeği İngilizce merkezlidir; siz İngilizce konuşan bir Amerikalı değilsiniz.

Türkçe konuşan biri için Azerbaycanca üçüncü kategoride görünür — oysa gerçekte belki birkaç yüz saatlik iştir. İki dil o kadar yakındır ki çoğu cümle çeviri gerektirmeden anlaşılır.

Türkçe konuşan biri için Almanca tabloda 900 saattir ve bu görece doğrudur; ancak Türkçedeki ö ve ü sesleri sizde zaten var, bu da telaffuzun en zorlayıcı kısmını hazır getirir. Buna karşılık dilbilgisel cinsiyet Türkçede hiç yoktur ve orası beklenenden uzun sürer.

Türkçe konuşan biri için Arapça dördüncü kategoridedir ama Türkçede Arapçadan gelmiş yüzlerce kelime vardır — kitap, kalem, hayat, mektup. Kelime dağarcığı sıfırdan başlamaz. Yazı sistemi ise gerçekten dördüncü kategori kadar zordur.

Farsça konuşan biri için Almanca — yan cümlede fiilin sona gitmesi Farsçada da öyle olduğu için doğal gelir. Bu, İngilizce konuşanları en çok zorlayan yapıdır.

Kendi anadiliniz için hangi dilin nerede kolay nerede zor olduğunu dil sayfalarında ayrıntılı yazdık.

Süreyi gerçekten kısaltan üç şey

1. Süreklilik. Haftada bir gün üç saat çalışmak, her gün yarım saat çalışmanın çok gerisindedir. Unutma eğrisi aralıklarla savaşır; toplu çalışma onu yenemez.

2. Üretim. Sadece dinleyip okuyan biri, aynı süreyi konuşup yazana göre belirgin biçimde yavaş ilerler. Anlamak ile üretmek ayrı becerilerdir ve yalnızca üretim üretimi geliştirir.

3. Doğru seviyeden çalışmak. Zamanın en büyük israfı yanlış seviyede geçen aylardır: çok kolay olan öğretmez, çok zor olan bıraktırır. Nerede olduğunuzu ücretsiz seviye testiyle on dakikada ölçebilirsiniz.

Peki gerçekçi bir hedef nedir?

Sıfırdan başlayan biri için makul bir çerçeve şudur: altı ayda A2, bir yılda B1, iki yılda B2 — günde bir saat düzenli çalışmak koşuluyla. Bu, “üç ayda akıcı” vaadinden çok daha az heyecan verici ama gerçek olan budur.

Ve şunu bilmek işe yarar: bırakanların çoğu zor olduğu için değil, beklediğinden yavaş gittiği için bırakır. Doğru beklentiyle başlayan biri, aynı hızda ilerlerken bırakmaz.

Seviyeler arasındaki en uzun sıçrama olan B1–B2 aralığını ayrı bir yazıda ele aldık.