- あの店は値段が高い割に、味はあまりよくない。
- O restoran fiyatına göre pek lezzetli değil.あの店は値段が高い割に、味はあまりよくない。 — O restoran fiyatına göre pek lezzetli değil.
- この薬を飲んでも、すぐに効くわけではありません。
- Bu ilacı içsen de hemen etki etmez.この薬を飲んでも、すぐに効くわけではありません。 — Bu ilacı içsen de hemen etki etmez.
- この電車に乗れば、新宿まで一本で行けます。
- Bu trene binersen Shinjuku'ya aktarmasız gidebilirsin.この電車に乗れば、新宿まで一本で行けます。 — Bu trene binersen Shinjuku'ya aktarmasız gidebilirsin.
- もし雨が降ったら、試合は中止になります。
- Eğer yağmur yağarsa, maç iptal edilir.もし雨が降ったら、試合は中止になります。 — Eğer yağmur yağarsa, maç iptal edilir.
- もっと早く相談してくれればよかったのに。
- Keşke daha önce benimle danışsaydın.もっと早く相談してくれればよかったのに。 — Keşke daha önce benimle danışsaydın.
- もっと早く起きればよかったです。
- Daha erken kalkseydim iyi olurdu.もっと早く起きればよかったです。 — Daha erken kalkseydim iyi olurdu.
- 主張する
- iddia etmek, savunmak, öne sürmek彼は自分の意見を強く主張しました。 — Kendi görüşünü güçlü bir şekilde savundu.
- 予定
- plan, program, takvim今週末の予定はありますか? — Bu hafta sonu planın var mı?
- 以上
- daha fazla, yukarısı, bunun üzerinde18歳以上の方のみ入場できます。 — Sadece 18 yaş ve üzeri kişiler girebilir.
- 依頼する
- talep etmek, istemek, rica etmek翻訳を専門家に依頼しました。 — Çeviriyi bir uzmana havale ettim.
- 傾向
- eğilim, trend若者の間でその傾向が見られます。 — Bu eğilim gençler arasında gözlemleniyor.
- 最近仕事が忙しくて、ゆっくり休めていません。
- Son zamanlarda iş çok yoğun, düzgün dinlenemiyorum.最近仕事が忙しくて、ゆっくり休めていません。 — Son zamanlarda iş çok yoğun, düzgün dinlenemiyorum.
- 判断する
- karar vermek, yargılamak状況を見て判断してください。 — Duruma bakarak karar verin.
- 割合
- oran, yüzde女性の就業率の割合が増えています。 — Kadınların istihdam oranı artıyor.
- 努力する
- çaba göstermek, gayret etmek毎日努力することが大切です。 — Her gün çaba göstermek önemlidir.
- 原因
- neden, sebep事故の原因を調べています。 — Kazanın nedenini araştırıyorlar.
- 反対する
- karşı çıkmak, itiraz etmek彼はその計画に反対しました。 — O, bu plana karşı çıktı.
- 基準
- standart, kriter, ölçüt採用の基準は何ですか? — İşe alım kriterleri nelerdir?
- 場合
- durum, hal, vakit緊急の場合は119番に電話してください。 — Acil durumlarda 119'u arayın.
- 増える
- artmak, çoğalmak観光客が年々増えています。 — Turistler her yıl artıyor.
- 子どもの頃から、ずっと医者になりたいと思っていました。
- Çocukluktan beri hep doktor olmak istedim.子どもの頃から、ずっと医者になりたいと思っていました。 — Çocukluktan beri hep doktor olmak istedim.
- 実現する
- gerçekleştirmek, hayata geçirmek夢を実現するために頑張っています。 — Hayalimi gerçekleştirmek için çalışıyorum.
- 影響
- etki, tesir天気は気分に影響します。 — Hava durumu ruh halini etkiler.
- 彼は日本語が上手なので、通訳ができます。
- Japonca'sı iyi olduğu için tercümanlık yapabilir.彼は日本語が上手なので、通訳ができます。 — Japonca'sı iyi olduğu için tercümanlık yapabilir.
- 彼女が来るかどうかまだわかりません。
- Onun gelip gelmeyeceği henüz belli değil.彼女が来るかどうかまだわかりません。 — Onun gelip gelmeyeceği henüz belli değil.
- 彼女は病気にもかかわらず、仕事を続けました。
- Hasta olmasına rağmen çalışmaya devam etti.彼女は病気にもかかわらず、仕事を続けました。 — Hasta olmasına rağmen çalışmaya devam etti.
- 感じる
- hissetmek, duymak寒さを強く感じます。 — Soğuğu çok hissediyorum.
- 手続き
- prosedür, işlem, formaliteビザの手続きに時間がかかりました。 — Vize işlemleri zaman aldı.
- 改善する
- iyileştirmek, geliştirmek生活習慣を改善する必要があります。 — Yaşam alışkanlıklarını iyileştirmek gerekiyor.
- 断る
- reddetmek, kabul etmemek彼の誘いを断りました。 — Onun davetini reddettim.
- 日本語を勉強すればするほど、面白くなります。
- Japonca ne kadar çok çalışırsan, o kadar ilginç hale gelir.日本語を勉強すればするほど、面白くなります。 — Japonca ne kadar çok çalışırsan, o kadar ilginç hale gelir.
- 様子
- durum, görünüm, hal子どもの様子が心配です。 — Çocuğun durumu beni endişelendiriyor.
- 比べる
- karşılaştırmak二つの商品を比べてみました。 — İki ürünü karşılaştırdım.
- 目的
- amaç, hedef旅行の目的は何ですか? — Seyahatin amacı nedir?
- 省エネ
- enerji tasarrufu省エネのために電気をこまめに消しましょう。 — Enerji tasarrufu için ışıkları sık sık söndürelim.
- 確認する
- doğrulamak, onaylamak予約を確認してください。 — Lütfen rezervasyonu doğrulayın.
- 示す
- göstermek, belirtmek, işaret etmekデータはその結果を示しています。 — Veriler o sonucu gösteriyor.
- 程度
- derece, seviye, ölçüどの程度日本語が話せますか? — Ne kadar Japonca konuşabiliyorsunuz?
- 節約
- tasarruf, kısıtlama毎月少しずつ節約するようにしています。 — Her ay biraz tasarruf etmeye çalışıyorum.
- 経験
- deneyim, tecrübe彼女は海外での経験が豊富です。 — Onun yurt dışında çok fazla deneyimi var.
- 維持する
- sürdürmek, korumak, devam ettirmek健康を維持するために運動しています。 — Sağlığımı korumak için egzersiz yapıyorum.
- 複雑
- karmaşık, karışıkこの問題は非常に複雑です。 — Bu sorun son derece karmaşık.
- 要求
- talep, istek, gereksinim彼は給料の値上げを要求しました。 — Maaş zammı talep etti.
- 記念
- anma, hatıra, anı結婚記念日を祝いました。 — Evlilik yıl dönümünü kutladık.
- 貢献する
- katkıda bulunmak社会に貢献したいと思っています。 — Topluma katkıda bulunmak istiyorum.
- 連絡する
- iletişim kurmak, haber vermek後で連絡します。 — Sonra haber veririm.
- 選ぶ
- seçmekどのコースを選びますか? — Hangi kursu seçiyorsunuz?
- 避ける
- kaçınmak, uzak durmakストレスをできるだけ避けるようにしています。 — Mümkün olduğunca stresten kaçınmaya çalışıyorum.
- 関係
- ilişki, bağlantı二人の関係はとても良いです。 — İkisinin ilişkisi çok iyi.
- 集める
- toplamak, bir araya getirmek切手を集めるのが趣味です。 — Pul toplamak benim hobim.