Farsça en çok kullanılan kelimeler

Seviyeye göre Farsça kelimeler: anlamları, örnek cümleleri ve telaffuzlarıyla A1'den C2'ye. Ücretsiz, kayıt gerekmez — kelime kartlarıyla da çalışabilirsiniz.

Seviye A1

آب
suمن هر روز آب می‌نوشم. — Her gün su içerim.
اسم شما چیست؟
Adın ne?اسم شما چیست؟ اسم من تام است. — Adın ne? Benim adım Tom.
بزرگ
büyükفیل خیلی بزرگ است. — Fil çok büyük.
بله
evetبله، من اینجا هستم. — Evet, ben buradayım.
بودن
olmakمی‌خواهم خوشحال باشم. — Mutlu olmak istiyorum.
پدر
babaپدر من در یک اداره کار می‌کند. — Babam bir ofiste çalışır.
پول
paraمن هیچ پولی ندارم. — Hiç param yok.
چه ساعتی باز می‌شود؟
Saat kaçta açılıyor?چه ساعتی باز می‌شود؟ ساعت نه باز می‌شود. — Saat kaçta açılıyor? Dokuzda açılıyor.
حالت چطور است؟
Nasılsın?حالت چطور است؟ خوبم، متشکرم. — Nasılsın? İyiyim, teşekkürler.
خانه
evخانه من بزرگ است. — Benim evim büyük.
خسته‌ام.
Yorgunum.خسته‌ام. می‌خواهم بخوابم. — Yorgunum. Uyumak istiyorum.
خواستن
istemekلطفاً یک فنجان چای می‌خواهم. — Bir fincan çay istiyorum, lütfen.
خواندن
okumakمن هر شب یک کتاب می‌خوانم. — Her gece bir kitap okurum.
خوردن
yemek yemekمن صبح‌ها نان می‌خورم. — Sabahları ekmek yerim.
خوشحال
mutluمن امروز خوشحالم. — Bugün mutluyum.
داشتن
sahip olmakمن دو خواهر دارم. — İki kız kardeşim var.
دستشویی کجاست؟
Banyo nerede?ببخشید، دستشویی کجاست؟ — Affedersiniz, banyo nerede?
دوست
arkadaşاو بهترین دوست من است. — O benim en iyi arkadaşım.
دوست داشتن
sevmek / beğenmekمن پیتزا را خیلی دوست دارم. — Pizzayı çok severim.
رفتن
gitmekمن هر روز به مدرسه می‌روم. — Her gün okula giderim.
روز
günامروز روز زیبایی است. — Bugün güzel bir gün.
زمان
zaman / saatساعت چند است؟ — Saat kaç?
زندگی کردن
yaşamakآن‌ها در یک روستای کوچک زندگی می‌کنند. — Küçük bir köyde yaşıyorlar.
سرد
soğukآب خیلی سرد است. — Su çok soğuk.
سگ
köpekمن یک سگ دارم. — Bir köpeğim var.
سلام
merhabaسلام، اسم من آنا است. — Merhaba, benim adım Anna.
سیب
elmaمن هر روز صبح یک سیب می‌خورم. — Her sabah bir elma yerim.
شهر
şehirلندن یک شهر بسیار بزرگ است. — Londra çok büyük bir şehir.
شیر
sütبچه‌ها هر روز شیر می‌نوشند. — Çocuklar her gün süt içer.
صبح بخیر!
Günaydın!صبح بخیر! حالت چطور است؟ — Günaydın! Nasılsın?
صحبت کردن
konuşmakآیا انگلیسی صحبت می‌کنید؟ — İngilizce konuşuyor musun?
صندلی
sandalyeلطفاً روی صندلی بنشینید. — Lütfen sandalyeye oturun.
قیمتش چند است؟
Ne kadar?قیمتش چند است؟ پنج یورو است. — Ne kadar? Beş euro.
کار کردن
çalışmakاو در یک بیمارستان کار می‌کند. — O bir hastanede çalışır.
کتاب
kitapاین کتاب جالب است. — Bu kitap ilginç.
کوچک
küçükمن یک اتاق کوچک دارم. — Küçük bir odam var.
گربه
kediگربه کوچک است. — Kedi küçük.
گرسنه‌ام.
Açım.گرسنه‌ام. می‌توانم کمی غذا بخورم؟ — Açım. Biraz yiyecek alabilir miyim?
گرم
sıcakامروز خیلی گرم است. — Bugün çok sıcak.
مادر
anneمادر من معلم است. — Annem bir öğretmen.
ماشین
arabaپدرم یک ماشین قرمز دارد. — Babamın kırmızı bir arabası var.
مدرسه
okulمدرسه نزدیک خانه من است. — Okul evimin yakınında.
من در استانبول زندگی می‌کنم.
İstanbul'da yaşıyorum.من در استانبول زندگی می‌کنم. شهر بزرگی است. — İstanbul'da yaşıyorum. Büyük bir şehir.
می‌توانید به من کمک کنید؟
Bana yardım edebilir misin?می‌توانید به من کمک کنید؟ من گم شده‌ام. — Bana yardım edebilir misin? Kayboldum.
میز
masaکتاب روی میز است. — Kitap masanın üzerinde.
نمی‌فهمم.
Anlamıyorum.نمی‌فهمم. می‌توانید تکرار کنید؟ — Anlamıyorum. Tekrar edebilir misin?
نه
hayırنه، متشکرم. — Hayır, teşekkür ederim.
نوشیدن
içmekمن صبح‌ها قهوه می‌نوشم. — Sabahları kahve içerim.
نیاز داشتن
ihtiyacı olmakمن به دکتر نیاز دارم. — Bir doktora ihtiyacım var.
یک قهوه می‌خواهم، لطفاً.
Bir kahve istiyorum, lütfen.یک قهوه می‌خواهم، لطفاً. با شیر. — Bir kahve istiyorum, lütfen. Sütlü.

Seviye A2

آب
suنوشیدن آب برای سلامتی مفید است. — Su içmek sağlığa faydalıdır.
آمدن
gelmekاو دیر به خانه آمد. — O eve geç geldi.
اسم شما چیست؟
Adınız nedir?سلام، اسم شما چیست؟ — Merhaba, adınız nedir?
این چند است؟
Bu ne kadar?ببخشید، این کتاب چند است؟ — Affedersiniz, bu kitap ne kadar?
بزرگ
büyükاین خانه بزرگ است. — Bu ev büyük.
بیدار شدن
uyanmakصبح ساعت هفت بیدار می‌شوم. — Sabah saat yedide uyanıyorum.
بیمارستان
hastaneبیمارستان نزدیک ایستگاه است. — Hastane istasyona yakın.
پول
paraمن پول کمی دارم. — Az param var.
تلفن
telefonتلفنم را گم کردم. — Telefonumu kaybettim.
حال شما چطور است؟
Nasılsınız?سلام، حال شما چطور است؟ — Merhaba, nasılsınız?
خانه
evاین خانه من است. — Bu benim evim.
خانواده
aileخانواده من در تهران زندگی می‌کند. — Ailem Tahran'da yaşıyor.
خریدن
satın almakاز فروشگاه نان خریدم. — Mağazadan ekmek aldım.
خسته
yorgunبعد از کار خیلی خسته‌ام. — İşten sonra çok yorgunum.
خوابیدن
uyumakشب زود می‌خوابم. — Geceleri erken uyurum.
خواندن
okumakهر شب کتاب می‌خوانم. — Her gece kitap okurum.
خوردن
yemekهر روز صبحانه می‌خورم. — Her gün kahvaltı yaparım.
خوشحال
mutluمن امروز خیلی خوشحالم. — Bugün çok mutluyum.
خیابان
cadde / sokakاین خیابان شلوغ است. — Bu cadde kalabalık.
دستشویی کجاست؟
Tuvalet nerede?ببخشید، دستشویی کجاست؟ — Affedersiniz, tuvalet nerede?
دوست
arkadaşبا دوستم به سینما رفتم. — Arkadaşımla sinemaya gittim.
دوست داشتن
sevmek / hoşlanmakمن گل‌ها را دوست دارم. — Çiçekleri severim.
دیدن
görmekدیروز او را دیدم. — Dün onu gördüm.
رفتن
gitmekفردا به مدرسه می‌روم. — Yarın okula gideceğim.
رنگ
renkرنگ مورد علاقه‌ام آبی است. — En sevdiğim renk mavi.
زمان
zaman / vakitالان وقت ندارم. — Şimdi vaktim yok.
زیبا
güzelاین منظره زیباست. — Bu manzara güzel.
ساعت چند است؟
Saat kaç?ببخشید، ساعت چند است؟ — Affedersiniz, saat kaç?
سفر کردن
seyahat etmekمی‌خواهم به ایران سفر کنم. — İran'a seyahat etmek istiyorum.
شهر
şehirتهران شهر بزرگی است. — Tahran büyük bir şehir.
صحبت کردن
konuşmakاو فارسی صحبت می‌کند. — O Farsça konuşuyor.
غذا
yemekاین غذا خوشمزه است. — Bu yemek lezzetli.
فروشگاه
mağazaاز فروشگاه میوه خریدم. — Mağazadan meyve aldım.
فهمیدن
anlamakمعلم را خوب می‌فهمم. — Öğretmeni iyi anlıyorum.
کار
işاو یک کار جدید پیدا کرد. — O yeni bir iş buldu.
کار کردن
çalışmakپدرم در بانک کار می‌کند. — Babam bankada çalışıyor.
کتاب
kitapاین کتاب خیلی جالب است. — Bu kitap çok ilginç.
کجا زندگی می‌کنید؟
Nerede yaşıyorsunuz?شما کجا زندگی می‌کنید؟ — Siz nerede yaşıyorsunuz?
کوچک
küçükیک گربه کوچک دیدم. — Küçük bir kedi gördüm.
لطفاً آهسته‌تر صحبت کنید.
Lütfen daha yavaş konuşun.ببخشید، لطفاً آهسته‌تر صحبت کنید. — Affedersiniz, lütfen daha yavaş konuşun.
لطفاً کمکم کنید.
Lütfen bana yardım edin.لطفاً کمکم کنید، راه را گم کرده‌ام. — Lütfen bana yardım edin, yolu kaybettim.
ماشین
arabaماشین او قرمز است. — Onun arabası kırmızı.
مدرسه
okulمن هر روز به مدرسه می‌روم. — Her gün okula gidiyorum.
من گرسنه هستم.
Ben açım.من گرسنه هستم، بیا غذا بخوریم. — Ben açım, hadi yemek yiyelim.
من نمی‌فهمم.
Anlamıyorum.ببخشید، من نمی‌فهمم. — Affedersiniz, anlamıyorum.
نوشتن
yazmakبرای دوستم نامه می‌نویسم. — Arkadaşıma mektup yazıyorum.
نوشیدن
içmekیک لیوان آب می‌نوشم. — Bir bardak su içiyorum.
هوا
havaامروز هوا سرد است. — Bugün hava soğuk.
یاد گرفتن
öğrenmekانگلیسی یاد می‌گیرم. — İngilizce öğreniyorum.

Seviye B1

آماده کردن
hazırlamakمادرم شام را آماده می‌کند. — Annem akşam yemeğini hazırlıyor.
اجازه
izinباید اجازه بگیری. — İzin almalısın.
اجتماعی
sosyal / toplumsalاو آدم اجتماعی است. — O sosyal biri.
اطلاعات
bilgiبه اطلاعات بیشتری نیاز دارم. — Daha fazla bilgiye ihtiyacım var.
اطمینان
güven / eminlikبا اطمینان صحبت کرد. — Kendinden emin bir şekilde konuştu.
اعتماد کردن
güvenmekمی‌توانی به او اعتماد کنی. — Ona güvenebilirsin.
اگر وقت داشته باشم، به تو کمک می‌کنم.
Vaktim olursa sana yardım ederim.اگر وقت داشته باشم، به تو کمک می‌کنم. — Vaktim olursa sana yardım ederim.
امکان
imkan / olanakاین امکان همیشه وجود ندارد. — Bu imkan her zaman olmaz.
انتخاب کردن
seçmekکدام رنگ را انتخاب می‌کنی؟ — Hangi rengi seçiyorsun?
اهمیت
önemسلامتی اهمیت زیادی دارد. — Sağlık büyük önem taşır.
او همیشه به قولش عمل می‌کند.
O her zaman sözünü tutar.او همیشه به قولش عمل می‌کند، برای همین به او اعتماد دارم. — O her zaman sözünü tutar, bu yüzden ona güvenirim.
با اینکه خسته بود، به کارش ادامه داد.
Yorgun olmasına rağmen işine devam etti.با اینکه خسته بود، به کارش ادامه داد. — Yorgun olmasına rağmen işine devam etti.
به نظر من، این ایده خوبی است.
Bence bu iyi bir fikir.به نظر من، این ایده خوبی است. — Bence bu iyi bir fikir.
پیشرفت
ilerlemeدر فارسی پیشرفت زیادی داشته‌ام. — Farsçada çok ilerleme kaydettim.
پیشنهاد دادن
önermek / teklif etmekاو یک راه‌حل پیشنهاد داد. — O bir çözüm önerdi.
تأثیر گذاشتن
etkilemekاین فیلم روی من تأثیر گذاشت. — Bu film beni etkiledi.
تجربه
deneyimاو تجربه زیادی در این کار دارد. — Onun bu işte çok deneyimi var.
تصمیم گرفتن
karar vermekفردا تصمیم می‌گیرم. — Yarın karar vereceğim.
تغییر
değişimشهر خیلی تغییر کرده است. — Şehir çok değişti.
تفاوت
farkبین این دو تفاوت زیادی است. — Bu ikisi arasında büyük fark var.
تلاش کردن
çaba göstermekاو برای موفقیت تلاش می‌کند. — Başarı için çaba gösteriyor.
توسعه
gelişme / kalkınmaتوسعه اقتصادی مهم است. — Ekonomik kalkınma önemlidir.
توضیح دادن
açıklamakمعلم درس را توضیح داد. — Öğretmen dersi açıkladı.
حمایت کردن
desteklemekدوستان باید از هم حمایت کنند. — Arkadaşlar birbirini desteklemeli.
خدمات
hizmetخدمات این هتل خوب است. — Bu otelin hizmeti iyi.
دلیل
sebep / nedenدلیل تأخیر او معلوم نیست. — Onun gecikmesinin nedeni belli değil.
رابطه
ilişkiرابطه آن‌ها خیلی خوب است. — Onların ilişkisi çok iyi.
رشد کردن
büyümek / gelişmekبچه‌ها هر روز رشد می‌کنند. — Çocuklar her gün büyüyor.
صرفه‌جویی کردن
tasarruf etmekباید در انرژی صرفه‌جویی کنیم. — Enerjide tasarruf etmeliyiz.
فرصت
fırsatاین فرصت را از دست نده. — Bu fırsatı kaçırma.
فرهنگ
kültürهر کشوری فرهنگ خودش را دارد. — Her ülkenin kendi kültürü vardır.
قبول کردن
kabul etmekاو پیشنهاد ما را قبول کرد. — O teklifimizi kabul etti.
قرار ملاقات
randevuمن فردا یک قرار ملاقات دارم. — Yarın bir randevum var.
کیفیت
kaliteکیفیت این محصول خوب است. — Bu ürünün kalitesi iyi.
لطفاً می‌توانید دوباره توضیح دهید؟
Lütfen tekrar açıklar mısınız?من نفهمیدم، لطفاً می‌توانید دوباره توضیح دهید؟ — Anlamadım, lütfen tekrar açıklar mısınız?
محیط زیست
çevreباید از محیط زیست محافظت کنیم. — Çevreyi korumalıyız.
مسئولیت
sorumlulukاین کار مسئولیت زیادی می‌خواهد. — Bu iş çok sorumluluk ister.
مشکل
sorun / problemما این مشکل را حل کردیم. — Bu sorunu çözdük.
مطمئن
eminمن از این موضوع مطمئن نیستم. — Bu konudan emin değilim.
مقایسه کردن
karşılaştırmakدو محصول را مقایسه کردم. — İki ürünü karşılaştırdım.
من ترجیح می‌دهم در خانه بمانم.
Evde kalmayı tercih ederim.هوا سرد است، من ترجیح می‌دهم در خانه بمانم. — Hava soğuk, evde kalmayı tercih ederim.
موضوع
konuاین موضوع خیلی جالب است. — Bu konu çok ilginç.
موفقیت
başarıموفقیت نتیجه تلاش است. — Başarı, çabanın sonucudur.
نتیجه
sonuçنتیجه امتحان خوب بود. — Sınavın sonucu iyiydi.
نگران
endişeliمن نگران آینده هستم. — Gelecek için endişeliyim.
هدف
amaç / hedefهدف من یادگیری زبان است. — Amacım dil öğrenmek.
هرچه بیشتر تلاش کنی، بهتر می‌شوی.
Ne kadar çok çalışırsan o kadar iyi olursun.هرچه بیشتر تلاش کنی، بهتر می‌شوی. — Ne kadar çok çalışırsan o kadar iyi olursun.

Seviye B2

اجتناب‌ناپذیر
kaçınılmazتغییر امری اجتناب‌ناپذیر است. — Değişim kaçınılmaz bir şeydir.
اجرا کردن
uygulamak / yürütmekدولت این سیاست را اجرا کرد. — Hükümet bu politikayı uyguladı.
ارزیابی کردن
değerlendirmekباید تلاش او را درست ارزیابی کنیم. — Onun çabasını doğru değerlendirmeliyiz.
اصیل
özgün / gerçekاین یک اثر هنری اصیل است. — Bu özgün bir sanat eseridir.
اقدام کردن
harekete geçmekزمان آن رسیده که اقدام کنیم. — Harekete geçme zamanı geldi.
اگرچه هوا بد بود، سفر لغو نشد.
Hava kötü olmasına rağmen seyahat iptal edilmedi.اگرچه هوا بد بود، سفر لغو نشد. — Hava kötü olmasına rağmen seyahat iptal edilmedi.
انتقاد کردن
eleştirmekاو کار را به‌طور سازنده انتقاد کرد. — İşi yapıcı bir şekilde eleştirdi.
انسجام
tutarlılık / bütünlükاستدلال او انسجام نداشت. — Onun argümanı tutarlı değildi.
انعطاف‌پذیر
esnekما به برنامه منعطف‌تری نیاز داریم. — Daha esnek bir plana ihtiyacımız var.
این تصمیم تأثیر عمیقی بر آینده ما خواهد داشت.
Bu karar geleceğimiz üzerinde derin bir etki bırakacak.این تصمیم تأثیر عمیقی بر آینده ما خواهد داشت. — Bu karar geleceğimiz üzerinde derin bir etki bırakacak.
باید مسئولیت اعمال خود را بپذیریم.
Eylemlerimizin sorumluluğunu kabul etmeliyiz.باید مسئولیت اعمال خود را بپذیریم. — Eylemlerimizin sorumluluğunu kabul etmeliyiz.
برآورده کردن
karşılamak (talebi)این محصول انتظارات را برآورده می‌کند. — Bu ürün beklentileri karşılıyor.
برجسته
öne çıkan / seçkinاو یک دانشمند برجسته است. — O seçkin bir bilim insanı.
به تعویق انداختن
ertelemekجلسه به هفته آینده موکول شد. — Toplantı gelecek haftaya ertelendi.
به جای اینکه شکایت کنی، راه‌حل پیدا کن.
Şikayet etmek yerine çözüm bul.به جای اینکه شکایت کنی، راه‌حل پیدا کن. — Şikayet etmek yerine çözüm bul.
به چالش کشیدن
meydan okumak / sorgulamakاو فرضیه‌های موجود را به چالش کشید. — Mevcut varsayımlara meydan okudu.
به رسمیت شناختن
tanımak (resmen)کشورها استقلال آن دولت را به رسمیت شناختند. — Ülkeler o devletin bağımsızlığını tanıdı.
بی‌طرف
tarafsızیک قاضی باید بی‌طرف باشد. — Bir hakim tarafsız olmalıdır.
پایدار
sürdürülebilir / kalıcıانرژی پایدار برای آینده مهم است. — Sürdürülebilir enerji gelecek için önemli.
پیامد
sonuç / etkiهر تصمیمی پیامدهایی دارد. — Her kararın sonuçları vardır.
پیش‌بینی کردن
öngörmek / tahmin etmekکارشناسان این بحران را پیش‌بینی کرده بودند. — Uzmanlar bu krizi öngörmüştü.
تأمل کردن
düşünmek / tefekkür etmekاو درباره زندگی‌اش تأمل کرد. — Hayatı üzerine düşündü.
تحقق بخشیدن
gerçekleştirmekاو رویاهایش را تحقق بخشید. — O hayallerini gerçekleştirdi.
تحلیل کردن
analiz etmekما داده‌ها را به‌دقت تحلیل کردیم. — Verileri dikkatlice analiz ettik.
ترغیب کردن
teşvik etmek / özendirmekمعلم ما را به مطالعه ترغیب کرد. — Öğretmen bizi okumaya teşvik etti.
تعصب
önyargıباید بدون تعصب قضاوت کنیم. — Önyargısız yargılamalıyız.
جامع
kapsamlıما به یک برنامه جامع نیاز داریم. — Kapsamlı bir plana ihtiyacımız var.
چشمگیر
göze çarpan / kayda değerاو پیشرفت چشمگیری داشت. — Kayda değer bir ilerleme kaydetti.
حیاتی
hayati / kritikآب برای زندگی حیاتی است. — Su, yaşam için hayati önemdedir.
در معرض
maruz / açıkکودکان نباید در معرض خطر باشند. — Çocuklar tehlikeye maruz kalmamalı.
دستاورد
başarı / kazanımاین بزرگ‌ترین دستاورد زندگی اوست. — Bu, onun hayatındaki en büyük başarıdır.
دیدگاه
bakış açısı / görüşحرف‌های او دیدگاه مرا تغییر داد. — Onun sözleri bakış açımı değiştirdi.
ضروری
gerekli / zorunluیادگیری زبان امروزه ضروری است. — Dil öğrenmek bugün gerekli.
قابل اعتماد
güvenilirاو یک همکار قابل اعتماد است. — O güvenilir bir iş arkadaşı.
گسترش دادن
genişletmek / yaymakشرکت فعالیت خود را گسترش داد. — Şirket faaliyetini genişletti.
گمراه‌کننده
yanıltıcıاطلاعات این تبلیغ گمراه‌کننده است. — Bu reklamdaki bilgiler yanıltıcı.
متقاعد کردن
ikna etmekاو مرا متقاعد کرد که حق با اوست. — Haklı olduğuna beni ikna etti.
مصمم
kararlı / azimliاو برای رسیدن به هدفش مصمم است. — Hedefine ulaşmakta kararlı.
مقابله کردن
karşı koymak / baş etmekاو با مشکلات مقابله کرد. — O zorluklarla baş etti.
مقاوم
dayanıklı / dirençliاین ماده در برابر حرارت مقاوم است. — Bu madde ısıya dayanıklı.
مقتدر
güçlü / yetkinاو یک رهبر مقتدر بود. — O güçlü bir liderdi.
هرچند تلاش کرد، نتوانست موفق شود.
Çabalamasına rağmen başaramadı.هرچند تلاش کرد، نتوانست موفق شود. — Çabalamasına rağmen başaramadı.
همبستگی
dayanışmaدر زمان بحران همبستگی مهم است. — Kriz zamanında dayanışma önemlidir.