Arapça en çok kullanılan kelimeler

Seviyeye göre Arapça kelimeler: anlamları, örnek cümleleri ve telaffuzlarıyla A1'den C2'ye. Ücretsiz, kayıt gerekmez — kelime kartlarıyla da çalışabilirsiniz.

Seviye A1

أب
babaأبي يعمل في مكتب. — Babam bir ofiste çalışır.
أبيض
beyazالثلج أبيض اللون. — Kar beyaz renktedir.
أحتاج طبيب
Doktora ihtiyacım varأحتاج طبيب، أنا مريض. — Doktora ihtiyacım var, hastayım.
أحمر
kırmızıالتفاحة أحمر اللون. — Elma kırmızı renkte.
أخذ
almakآخذ الكتاب من المكتبة. — Kitabı kütüphaneden alıyorum.
أريد قهوة من فضلك
Lütfen bir kahve istiyorumأريد قهوة من فضلك، بدون سكر. — Lütfen bir kahve istiyorum, şekersiz.
أريد قهوة من فضلك.
Bir kahve istiyorum, lütfen.أريد قهوة من فضلك. مع الحليب. — Bir kahve istiyorum, lütfen. Sütlü.
أريد مساعدة
Yardıma ihtiyacım varأريد مساعدة من فضلك. — Lütfen yardıma ihtiyacım var.
أسرة
aileأسرتي كبيرة وسعيدة. — Ailem büyük ve mutlu.
أعيش في إسطنبول.
İstanbul'da yaşıyorum.أعيش في إسطنبول. إنها مدينة كبيرة. — İstanbul'da yaşıyorum. Büyük bir şehir.
أكل
yemek yemekأنا أكل الخبز كل يوم. — Her gün ekmek yerim.
أم
anneأمي معلمة. — Annem bir öğretmen.
أنا اسمي أحمد
Benim adım Ahmetأنا اسمي أحمد، وأنت؟ — Benim adım Ahmet, ya sen?
أنا بخير
İyiyimأنا بخير، شكرا لك. — İyiyim, teşekkür ederim.
أنا جائع
Açımأنا جائع، هل عندك طعام؟ — Açım, yiyeceğin var mı?
أنا جائع.
Açım.أنا جائع. هل يمكنني الحصول على بعض الطعام؟ — Açım. Biraz yiyecek alabilir miyim?
أنا لا أعرف
Bilmiyorumأنا لا أعرف هذا الشارع. — Bu sokağı bilmiyorum.
أنا لا أفهم
Anlamıyorumأنا لا أفهم هذا. — Bunu anlamıyorum.
أنا متعب.
Yorgunum.أنا متعب. أريد أن أنام. — Yorgunum. Uyumak istiyorum.
أين الحمام؟
Banyo nerede?عذراً، أين الحمام؟ — Affedersiniz, banyo nerede?
أين المحطة؟
İstasyon nerede?أين المحطة من فضلك؟ — İstasyon nerede, lütfen?
امرأة
kadınالمرأة تقرأ جريدة. — Kadın gazete okuyor.
باب
kapıالباب مفتوح الآن. — Kapı şu an açık.
بارد
soğukالماء بارد جداً. — Su çok soğuk.
بيت
evهذا بيتي الجديد. — Bu benim yeni evim.
تعلّم
öğrenmekأتعلم العربية الآن. — Şimdi Arapça öğreniyorum.
تفاحة
elmaآكل تفاحة كل صباح. — Her sabah bir elma yerim.
جلس
oturmakنجلس في الغرفة. — Odada oturuyoruz.
جميل
güzelالطقس اليوم جميل جدا. — Bugün hava çok güzel.
حار
sıcakالجو حار جداً اليوم. — Bugün çok sıcak.
حب
sevmekأحب العائلة. — Ailemi seviyorum.
حليب
sütيشرب الأطفال الحليب كل يوم. — Çocuklar her gün süt içer.
خبز
ekmekالخبز لذيذ. — Ekmek lezzetli.
دفع
ödemekأدفع بالبطاقة. — Kartla ödüyorum.
ذهب
gitmekأذهب إلى المدرسة. — Okula gidiyorum.
رجل
adam / erkekالرجل يعمل في المكتب. — Adam ofiste çalışıyor.
سعيد
mutluأنا سعيد اليوم. — Bugün mutluyum.
سكن
yaşamak/oturmakأسكن في إسطنبول. — İstanbul'da yaşıyorum.
سوق
pazar/çarşıالسوق كبير. — Pazar büyük.
سيارة
arabaلدى والدي سيارة حمراء. — Babamın kırmızı bir arabası var.
شارع
sokakالشارع طويل. — Sokak uzun.
شرب
içmekهو يشرب القهوة. — O kahve içiyor.
شكرا
teşekkür ederimشكرا جزيلا على مساعدتك. — Yardımın için çok teşekkür ederim.
شمس
güneşالشمس حارة اليوم. — Güneş bugün sıcak.
صباح الخير
Günaydınصباح الخير، كيف حالك؟ — Günaydın, nasılsın?
صباح الخير!
Günaydın!صباح الخير! كيف حالك؟ — Günaydın! Nasılsın?
صديق
arkadaşهي صديقتي المفضلة. — O benim en iyi arkadaşım.
صغير
küçükلدي غرفة صغيرة. — Küçük bir odam var.
طاولة
masaالكتاب على الطاولة. — Kitap masanın üzerinde.
طبخ
pişirmekأمي تطبخ كل يوم. — Annem her gün yemek pişirir.
طريق
yol / caddeالطريق إلى المدرسة طويل. — Okula giden yol uzun.
طعام
yemek / yiyecekالطعام لذيذ جدا. — Yemek çok lezzetli.
طفل
çocukالطفل يلعب في الحديقة. — Çocuk bahçede oynuyor.
عمل
çalışmakأعمل في مكتب. — Bir ofiste çalışıyorum.
فتح
açmakافتح الباب من فضلك. — Lütfen kapıyı aç.
قرأ
okumakهي تقرأ كتاباً. — O bir kitap okuyor.
قطة
kediالقطة صغيرة. — Kedi küçük.
قهوة
kahveأشرب قهوة في الصباح. — Sabahları kahve içerim.
كبير
büyükالفيل كبير جداً. — Fil çok büyük.
كتاب
kitapهذا الكتاب ممتع. — Bu kitap ilginç.

Seviye A2

أحب القهوة كثيراً.
Kahveyi çok seviyorum.أنا أحب القهوة كثيراً في الصباح. — Sabahları kahveyi çok seviyorum.
أحتاج مساعدة.
Yardıma ihtiyacım var.أحتاج مساعدة من فضلك. — Lütfen yardıma ihtiyacım var.
أريد تذكرة واحدة.
Bir bilet istiyorum.أريد تذكرة واحدة إلى القاهرة. — Kahire'ye bir bilet istiyorum.
أنا آسف.
Özür dilerim.أنا آسف على التأخير. — Gecikmem için özür dilerim.
أين المحطة؟
İstasyon nerede?من فضلك، أين محطة القطار؟ — Lütfen, tren istasyonu nerede?
أين تسكن؟
Nerede yaşıyorsun?أين تسكن في المدينة؟ — Şehirde nerede yaşıyorsun?
بنك
bankaالبنك يغلق في الثالثة. — Banka üçte kapanır.
جائع
aç, acıkmışأنا جائع جداً الآن. — Şu an çok açım.
درجة حرارة
sıcaklık, ateşدرجة الحرارة اليوم خمسة وثلاثون. — Bugün sıcaklık otuz beş derece.
سوق
pazar, çarşıأذهب إلى السوق كل أسبوع. — Her hafta pazara giderim.
شارع
sokakهذا الشارع مشهور جداً. — Bu sokak çok ünlü.
صديق
arkadaşهذا صديقي القديم. — Bu eski arkadaşım.
طريق
yol, caddeالطريق إلى المدينة طويل. — Şehre giden yol uzun.
طقس
hava durumuالطقس بارد اليوم. — Bugün hava soğuk.
عائلة
aileعائلتي كبيرة وسعيدة. — Ailem büyük ve mutlu.
عمل
iş, meslekعملي في شركة كبيرة. — İşim büyük bir şirkette.
فندق
otelالفندق قريب من المطار. — Otel havalimanına yakın.
قريب
yakınالمدرسة قريبة من بيتنا. — Okul evimize yakın.
كم الساعة الآن؟
Saat kaç şimdi?كم الساعة الآن من فضلك؟ — Lütfen saat kaç şimdi?
كم هذا؟
Bu ne kadar?كم هذا الكتاب من فضلك؟ — Lütfen bu kitap ne kadar?
كيف حالك؟
Nasılsın?كيف حالك اليوم يا صديقي؟ — Bugün nasılsın arkadaşım?
لا أفهم.
Anlamıyorum.عفواً، لا أفهم هذا الدرس. — Özür dilerim, bu dersi anlamıyorum.
لون
renkلوني المفضل هو الأزرق. — En sevdiğim renk mavidir.
ما اسمك؟
Adın ne?ما اسمك من فضلك؟ — Lütfen adın ne?
متعب
yorgunأنا متعب بعد العمل الطويل. — Uzun çalışmanın ardından yorgunum.
مستشفى
hastaneالمستشفى قريب من بيتي. — Hastane evime yakın.
مطبخ
mutfakالمطبخ نظيف جداً. — Mutfak çok temiz.
مطعم
restoranالمطعم يفتح في السابعة مساءً. — Restoran akşam yedide açılıyor.
مفتاح
anahtarنسيت المفتاح في البيت. — Anahtarı evde unuttum.
ملابس
giysiler, kıyafetlerأشتري ملابس جديدة كل موسم. — Her mevsim yeni kıyafetler alırım.
هاتف
telefonهاتفي الجديد جميل جداً. — Yeni telefonum çok güzel.
هل الغرفة متاحة؟
Oda müsait mi?هل الغرفة متاحة لليلتين؟ — Oda iki gecelik müsait mi?
هل تتكلم العربية؟
Arapça konuşuyor musun?هل تتكلم العربية بطلاقة؟ — Arapçayı akıcı konuşuyor musun?
هل يمكنك تكرار ذلك؟
Bunu tekrar edebilir misin?هل يمكنك تكرار ذلك ببطء؟ — Bunu yavaşça tekrar edebilir misin?
هل يمكنني المساعدة؟
Yardımcı olabilir miyim?هل يمكنني المساعدة في شيء؟ — Bir konuda yardımcı olabilir miyim?
يتعلم
öğrenmekهو يتعلم اللغة التركية الآن. — O şu an Türkçe öğreniyor.
يجلس
oturmakمن فضلك، اجلس هنا. — Lütfen buraya otur.
يذهب
gitmekنذهب إلى المدرسة كل يوم. — Her gün okula gidiyoruz.
يركب
binmek (araca)هو يركب الحافلة كل يوم. — O her gün otobüse biner.
يسافر
seyahat etmekهي تسافر إلى تركيا الشهر القادم. — O gelecek ay Türkiye'ye seyahat ediyor.
يسمع
duymak, dinlemekهي تسمع الموسيقى كل مساء. — O her akşam müzik dinler.
يشتري
satın almakهو يشتري خضروات من السوق. — O pazardan sebze satın alıyor.
يشرب
içmekهو يشرب القهوة كل صباح. — O her sabah kahve içer.
يطبخ
yemek pişirmekهي تطبخ الطعام كل يوم. — O her gün yemek pişirir.
يعمل
çalışmakأنا أعمل في مستشفى. — Ben bir hastanede çalışıyorum.
يفتح
açmakهي تفتح النافذة كل صباح. — O her sabah pencereyi açar.
يفهم
anlamakهل تفهم ما أقول؟ — Ne dediğimi anlıyor musun?
يقرأ
okumakأنا أقرأ كتاباً مثيراً. — Heyecan verici bir kitap okuyorum.
يكتب
yazmakهو يكتب رسالة لأمه. — O annesine mektup yazıyor.
يلعب
oynamakالأطفال يلعبون في الحديقة. — Çocuklar bahçede oynuyor.

Seviye B1

أحتاج إلى وقت أكثر لإنهاء العمل.
İşi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.أحتاج إلى وقت أكثر لإنهاء العمل. — İşi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.
أريد أن أتعلم الطبخ العربي.
Arap yemeklerini pişirmeyi öğrenmek istiyorum.أريد أن أتعلم الطبخ العربي. — Arap yemeklerini pişirmeyi öğrenmek istiyorum.
أظن أن الطقس سيتغير غداً.
Yarın havanın değişeceğini düşünüyorum.أظن أن الطقس سيتغير غداً. — Yarın havanın değişeceğini düşünüyorum.
اشتريت هدية لأمي في عيد ميلادها.
Annemin doğum günü için ona bir hediye aldım.اشتريت هدية لأمي في عيد ميلادها. — Annemin doğum günü için ona bir hediye aldım.
الاجتماع
toplantıالاجتماع سيبدأ في الساعة العاشرة. — Toplantı saat onda başlayacak.
الاحترام
saygıالاحترام المتبادل أساس العلاقات الجيدة. — Karşılıklı saygı iyi ilişkilerin temelidir.
البيئة
çevre / ortamيجب أن نحافظ على البيئة. — Çevreyi korumalıyız.
التغيير
değişim / değişiklikالتغيير جزء طبيعي من الحياة. — Değişim hayatın doğal bir parçasıdır.
الثقافة
kültürأحب أن أتعلم عن ثقافات مختلفة. — Farklı kültürler hakkında öğrenmeyi severim.
الحل
çözümوجدنا حلاً للمشكلة أخيراً. — Sonunda soruna bir çözüm bulduk.
الخبرة
deneyim / tecrübeلديه خبرة طويلة في هذا المجال. — Bu alanda uzun deneyimi var.
الشعور
duygu / hisهذا الشعور يصعب وصفه بالكلمات. — Bu duyguyu kelimelerle anlatmak zor.
الصحة
sağlıkالصحة أهم من المال. — Sağlık paradan daha önemlidir.
الصداقة
arkadaşlık / dostlukالصداقة الحقيقية نادرة وثمينة. — Gerçek dostluk nadir ve değerlidir.
الطموح
hırs / heves / hedefالطموح يجعل الإنسان يسعى للأفضل. — Hırs, insanın daha iyisini aramasını sağlar.
العادة
alışkanlık / gelenekمن عادته أن يقرأ قبل النوم. — Uyumadan önce okumak onun alışkanlığıdır.
الفرصة
fırsatهذه فرصة رائعة لتعلم اللغة. — Bu dil öğrenmek için harika bir fırsat.
المستقبل
gelecekنفكر في المستقبل كثيراً. — Geleceği çok düşünüyoruz.
النتيجة
sonuçالنتيجة كانت أفضل مما توقعنا. — Sonuç beklediğimizden daha iyi oldu.
الهدف
hedef / amaçهدفي هو إتقان اللغة العربية. — Hedefim Arapçayı iyi derecede öğrenmek.
ذكي
zeki / akıllıهي طالبة ذكية جداً في الصف. — O sınıfta çok zeki bir öğrencidir.
ذهبت إلى الطبيب بسبب الصداع.
Baş ağrısı nedeniyle doktora gittim.ذهبت إلى الطبيب بسبب الصداع. — Baş ağrısı nedeniyle doktora gittim.
سافرت إلى مصر العام الماضي.
Geçen yıl Mısır'a seyahat ettim.سافرت إلى مصر العام الماضي. — Geçen yıl Mısır'a seyahat ettim.
كان من الصعب اتخاذ هذا القرار.
Bu kararı vermek zordu.كان من الصعب اتخاذ هذا القرار. — Bu kararı vermek zordu.
كنت مشغولاً طوال اليوم.
Bütün gün meşguldüm.كنت مشغولاً طوال اليوم. — Bütün gün meşguldüm.
لا أستطيع النوم بسبب الضوضاء.
Gürültü yüzünden uyuyamıyorum.لا أستطيع النوم بسبب الضوضاء. — Gürültü yüzünden uyuyamıyorum.
لا أعرف كيف أصل إلى هناك.
Oraya nasıl ulaşacağımı bilmiyorum.لا أعرف كيف أصل إلى هناك. — Oraya nasıl ulaşacağımı bilmiyorum.
مسؤول
sorumluهو مسؤول عن هذا القرار. — Bu karardan o sorumludur.
مشكلة
sorun / problemواجهنا مشكلة كبيرة في العمل. — İşte büyük bir sorunla karşılaştık.
ممتاز
mükemmel / harikaأداؤه في العمل ممتاز دائماً. — İşteki performansı her zaman mükemmeldir.
من المهم أن تنام جيداً كل ليلة.
Her gece iyi uyumak önemlidir.من المهم أن تنام جيداً كل ليلة. — Her gece iyi uyumak önemlidir.
هل أنت مستعد للامتحان؟
Sınava hazır mısın?هل أنت مستعد للامتحان؟ — Sınava hazır mısın?
هل يمكنك مساعدتي من فضلك؟
Lütfen bana yardım edebilir misin?هل يمكنك مساعدتي من فضلك؟ — Lütfen bana yardım edebilir misin?
يتذكر
hatırlamakهو يتذكر اسمها دائماً. — O her zaman onun adını hatırlar.
يتصرف
davranmakيتصرف باحترام مع الجميع. — Herkese saygıyla davranır.
يتعلم
öğrenmekيتعلم اللغة العربية منذ سنتين. — İki yıldır Arapça öğreniyor.
يتفق
anlaşmak / hemfikir olmakنتفق في معظم الأمور. — Çoğu konuda hemfikir oluyoruz.
يتواصل
iletişim kurmakيتواصل مع زملائه عبر الإنترنت. — İnternet üzerinden iş arkadaşlarıyla iletişim kuruyor.
يحاول
denemek / çalışmakيحاول دائماً تحسين نفسه. — Her zaman kendini geliştirmeye çalışır.
يختار
seçmekتختار ملابسها بعناية كل يوم. — Her gün kıyafetlerini dikkatlice seçer.
يرفض
reddetmekرفض العرض لأنه لم يكن مناسباً. — Uygun olmadığı için teklifi reddetti.
يستفيد
yararlanmak / faydalanmakيستفيد من كل فرصة للتعلم. — Her öğrenme fırsatından yararlanır.
يستمر
devam etmekيستمر في العمل رغم التعب. — Yorgunluğa rağmen çalışmaya devam eder.
يشرح
açıklamakيشرح المعلم الدرس بطريقة واضحة. — Öğretmen dersi açık bir şekilde açıklar.
يشعر
hissetmekأشعر بالسعادة عندما أرى عائلتي. — Ailemi gördüğümde mutluluk hissediyorum.
يعترف
itiraf etmek / kabul etmekاعترف بخطئه أمام الجميع. — Herkesin önünde hatasını kabul etti.
يعتقد
inanmak / sanmakيعتقد أن الحياة جميلة. — Hayatın güzel olduğuna inanır.
يفضل
tercih etmekأفضل الشاي على القهوة في الصباح. — Sabahları kahveye çayı tercih ederim.
يقترح
önermekاقترحت عليه مطعماً جديداً. — Ona yeni bir restoran önerdim.
يقرر
karar vermekقرر أن يسافر إلى تركيا. — Türkiye'ye seyahat etmeye karar verdi.

Seviye B2

أعتقد أن هذا القرار كان خاطئاً من البداية.
Bu kararın başından beri yanlış olduğuna inanıyorum.أعتقد أن هذا القرار كان خاطئاً من البداية. — Bu kararın başından beri yanlış olduğuna inanıyorum.
الآلية
mekanizma, yöntemوضعت المنظمة آلية فعّالة لحل النزاعات. — Örgüt anlaşmazlıkları çözmek için etkili bir mekanizma oluşturdu.
الإجراء
prosedür, işlem, tedbirاتخذت الحكومة إجراءات صارمة لمكافحة الفساد. — Hükümet yolsuzlukla mücadele için sıkı tedbirler aldı.
الإطار
çerçeveيجب وضع إطار قانوني واضح لتنظيم هذه المسألة. — Bu konuyu düzenlemek için açık bir yasal çerçeve oluşturulmalıdır.
الاستثمار
yatırımزاد الاستثمار الأجنبي في البلاد. — Ülkedeki yabancı yatırım arttı.
الاستدامة
sürdürülebilirlikتهتم الدول المتقدمة بمبادئ الاستدامة البيئية. — Gelişmiş ülkeler çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine önem veriyor.
الانعكاسات
yansımalar, etkileriللأزمة الاقتصادية انعكاسات سلبية على قطاع التوظيف. — Ekonomik krizin istihdam sektörü üzerinde olumsuz yansımaları var.
البنية التحتية
altyapıتحتاج المدينة إلى تطوير بنيتها التحتية. — Şehrin altyapısını geliştirmesi gerekiyor.
التحديات التي نواجهها تتطلب حلولاً مبتكرة.
Karşılaştığımız zorluklar yenilikçi çözümler gerektiriyor.التحديات التي نواجهها تتطلب حلولاً مبتكرة. — Karşılaştığımız zorluklar yenilikçi çözümler gerektiriyor.
التداعيات
yansımalar, sonuçlar, etkileriلهذا الحادث تداعيات خطيرة على مستقبل المنطقة. — Bu olayın bölgenin geleceği üzerinde ciddi yansımaları var.
التوجه
eğilim, yönelimهناك توجه متزايد نحو استخدام الطاقة المتجددة. — Yenilenebilir enerji kullanımına doğru artan bir eğilim var.
الحوكمة
yönetişimتعتمد الدول الناجحة على مبادئ الحوكمة الرشيدة. — Başarılı ülkeler iyi yönetişim ilkelerine dayanır.
الرفاهية
refah, esenlikتسعى الحكومة إلى تحسين رفاهية المواطنين. — Hükümet vatandaşların refahını iyileştirmeye çalışıyor.
الظاهرة
fenomen, olguتدرس الباحثة ظاهرة الهجرة في العالم العربي. — Araştırmacı, Arap dünyasındaki göç olgusunu inceliyor.
الفجوة
uçurum, boşluk, farkتتسع الفجوة بين الأغنياء والفقراء يوماً بعد يوم. — Zenginler ve fakirler arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor.
المؤهلات
nitelikler, yeterliliklerيشترط هذا المنصب مؤهلات علمية عالية. — Bu pozisyon yüksek akademik nitelikler gerektirmektedir.
المبادرة
girişim, inisiyatifأطلقت الحكومة مبادرة جديدة لدعم الشباب. — Hükümet gençleri desteklemek için yeni bir girişim başlattı.
المساءلة
hesap verebilirlik, hesap sormaالمساءلة ركيزة أساسية في أي نظام ديمقراطي سليم. — Hesap verebilirlik, sağlıklı bir demokratik sistemin temel direğidir.
المصداقية
güvenilirlik, inanılırlıkتعتمد الصحافة الجيدة على المصداقية والدقة. — İyi gazetecilik güvenilirlik ve doğruluğa dayanır.
تبيّن لاحقاً أن التقارير الأولى كانت مضللة.
Sonradan ilk raporların yanıltıcı olduğu ortaya çıktı.تبيّن لاحقاً أن التقارير الأولى كانت مضللة. — Sonradan ilk raporların yanıltıcı olduğu ortaya çıktı.
على الرغم من ذلك، فإن الوضع لا يزال صعباً.
Buna rağmen durum hâlâ zor.على الرغم من ذلك، فإن الوضع لا يزال صعباً. — Buna rağmen durum hâlâ zor.
في نهاية المطاف، القرار يعود إليك أنت.
Sonuçta karar sana ait.في نهاية المطاف، القرار يعود إليك أنت. — Sonuçta karar sana ait.
لا أستطيع تحمّل هذه المسؤولية وحدي.
Bu sorumluluğu tek başıma taşıyamam.لا أستطيع تحمّل هذه المسؤولية وحدي. — Bu sorumluluğu tek başıma taşıyamam.
لقد أدركت متأخراً أهمية إدارة الوقت.
Zaman yönetiminin önemini geç fark ettim.لقد أدركت متأخراً أهمية إدارة الوقت. — Zaman yönetiminin önemini geç fark ettim.
ما الذي دفعك إلى اتخاذ هذا القرار؟
Seni bu kararı almaya iten neydi?ما الذي دفعك إلى اتخاذ هذا القرار؟ — Seni bu kararı almaya iten neydi?
ما كان يجب أن نتسرّع في اتخاذ القرار.
Kararı almakta acele etmemeliydik.ما كان يجب أن نتسرّع في اتخاذ القرار. — Kararı almakta acele etmemeliydik.
من المهم أن نأخذ بعين الاعتبار جميع العوامل.
Tüm faktörleri göz önünde bulundurmak önemlidir.من المهم أن نأخذ بعين الاعتبار جميع العوامل. — Tüm faktörleri göz önünde bulundurmak önemlidir.
نظراً للظروف الراهنة، تأجّل انعقاد المؤتمر.
Mevcut koşullar nedeniyle konferansın toplanması ertelendi.نظراً للظروف الراهنة، تأجّل انعقاد المؤتمر. — Mevcut koşullar nedeniyle konferansın toplanması ertelendi.
هل يمكنك أن تشرح لي هذه النقطة بالتفصيل؟
Bu noktayı bana ayrıntılı olarak açıklayabilir misin?هل يمكنك أن تشرح لي هذه النقطة بالتفصيل؟ — Bu noktayı bana ayrıntılı olarak açıklayabilir misin?
وجهة النظر
bakış açısı, görüşأحترم وجهة نظرك، لكنني لا أوافقك الرأي. — Bakış açına saygı duyuyorum ama sana katılmıyorum.
يُؤثِّر في
etkilemekيؤثّر التلوث البيئي في صحة السكان بشكل مباشر. — Çevre kirliliği halkın sağlığını doğrudan etkiliyor.
يُبالِغ
abartmakيبالغ وسائل الإعلام أحياناً في تصوير الأحداث. — Medya zaman zaman olayları tasvir etmede abartıyor.
يَتبنَّى
benimsemek, sahiplenmekتبنّت الشركة سياسة جديدة لدعم العمل عن بُعد. — Şirket uzaktan çalışmayı desteklemek için yeni bir politika benimsedi.
يَتجاوز
aşmak, geçmekتجاوز عدد المشاركين في المؤتمر ألف شخص. — Konferansa katılanların sayısı bin kişiyi aştı.
يَتسم بـ
ile karakterize olmak, -la belirginleşmekيتسم أسلوبه في الكتابة بالدقة والوضوح. — Yazı stili kesinlik ve netlikle öne çıkıyor.
يَتضمَّن
içermek, kapsamakيتضمّن العقد بنوداً تفصيلية حول حقوق الطرفين. — Sözleşme her iki tarafın haklarına ilişkin ayrıntılı maddeler içeriyor.
يَتعامل مع
başa çıkmak, uğraşmakيجب أن نتعامل مع هذه المشكلة بجدية. — Bu sorunla ciddiyetle başa çıkmalıyız.
يجب أن تكون صادقاً في تقديم المعلومات.
Bilgi sunarken dürüst olmalısın.يجب أن تكون صادقاً في تقديم المعلومات. — Bilgi sunarken dürüst olmalısın.
يُحقِّق
başarmak, gerçekleştirmekحقّقت الشركة أرباحاً ضخمة هذا العام. — Şirket bu yıl büyük kârlar elde etti.
يُرسِّخ
pekiştirmek, sağlamlaştırmakيرسّخ التعليم الجيد قيم المواطنة في نفوس الأجيال. — İyi eğitim nesillerin zihninde vatandaşlık değerlerini pekiştirir.
يَستنتج
sonuç çıkarmak, çıkarım yapmakاستنتج العلماء أن التغير المناخي يتسارع. — Bilim insanları iklim değişikliğinin hızlandığı sonucuna vardı.
يَستوعب
özümsemek, anlamak, kavramakيصعب على الطلاب استيعاب هذا المفهوم في وقت قصير. — Öğrencilerin bu kavramı kısa sürede kavraması zor.
يَسعى إلى
çabalamak, peşinde olmakتسعى المنظمة إلى تحقيق العدالة الاجتماعية. — Örgüt sosyal adaleti gerçekleştirmek için çabalıyor.
يُشكِّل
oluşturmak, teşkil etmekيشكّل الشباب نسبة كبيرة من سكان المنطقة. — Gençler bölge nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturuyor.
يَعتمد على
güvenmek, dayanmakلا يجب أن تعتمد على الآخرين دائماً. — Her zaman başkalarına dayanmamalısın.
يُفاوِض
müzakere etmek, pazarlık yapmakيُفاوِض المسؤولون على اتفاقية السلام. — Yetkililer barış anlaşması üzerinde müzakere ediyor.
يُقدِّر
takdir etmek, değer vermekأقدّر كثيراً مساعدتك لي في هذا الأمر. — Bu konuda bana yardım ettiğin için çok minnettarım.
يُلاحِظ
fark etmek, gözlemlemekلاحظ الطبيب تحسناً ملحوظاً في حالة المريض. — Doktor hastanın durumunda belirgin bir iyileşme fark etti.
يَنبثق من
kaynaklanmak, doğmakتنبثق هذه الفكرة من تراث فلسفي عريق. — Bu fikir köklü bir felsefi gelenekten kaynaklanıyor.
يَنتقد
eleştirmekانتقد المعارضون السياسة الاقتصادية للحكومة. — Muhalifler hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi.