| أحتاج إلى وقت أكثر لإنهاء العمل. | İşi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacım var.أحتاج إلى وقت أكثر لإنهاء العمل. — İşi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacım var. |
| أريد أن أتعلم الطبخ العربي. | Arap yemeklerini pişirmeyi öğrenmek istiyorum.أريد أن أتعلم الطبخ العربي. — Arap yemeklerini pişirmeyi öğrenmek istiyorum. |
| أظن أن الطقس سيتغير غداً. | Yarın havanın değişeceğini düşünüyorum.أظن أن الطقس سيتغير غداً. — Yarın havanın değişeceğini düşünüyorum. |
| اشتريت هدية لأمي في عيد ميلادها. | Annemin doğum günü için ona bir hediye aldım.اشتريت هدية لأمي في عيد ميلادها. — Annemin doğum günü için ona bir hediye aldım. |
| الاجتماع | toplantıالاجتماع سيبدأ في الساعة العاشرة. — Toplantı saat onda başlayacak. |
| الاحترام | saygıالاحترام المتبادل أساس العلاقات الجيدة. — Karşılıklı saygı iyi ilişkilerin temelidir. |
| البيئة | çevre / ortamيجب أن نحافظ على البيئة. — Çevreyi korumalıyız. |
| التغيير | değişim / değişiklikالتغيير جزء طبيعي من الحياة. — Değişim hayatın doğal bir parçasıdır. |
| الثقافة | kültürأحب أن أتعلم عن ثقافات مختلفة. — Farklı kültürler hakkında öğrenmeyi severim. |
| الحل | çözümوجدنا حلاً للمشكلة أخيراً. — Sonunda soruna bir çözüm bulduk. |
| الخبرة | deneyim / tecrübeلديه خبرة طويلة في هذا المجال. — Bu alanda uzun deneyimi var. |
| الشعور | duygu / hisهذا الشعور يصعب وصفه بالكلمات. — Bu duyguyu kelimelerle anlatmak zor. |
| الصحة | sağlıkالصحة أهم من المال. — Sağlık paradan daha önemlidir. |
| الصداقة | arkadaşlık / dostlukالصداقة الحقيقية نادرة وثمينة. — Gerçek dostluk nadir ve değerlidir. |
| الطموح | hırs / heves / hedefالطموح يجعل الإنسان يسعى للأفضل. — Hırs, insanın daha iyisini aramasını sağlar. |
| العادة | alışkanlık / gelenekمن عادته أن يقرأ قبل النوم. — Uyumadan önce okumak onun alışkanlığıdır. |
| الفرصة | fırsatهذه فرصة رائعة لتعلم اللغة. — Bu dil öğrenmek için harika bir fırsat. |
| المستقبل | gelecekنفكر في المستقبل كثيراً. — Geleceği çok düşünüyoruz. |
| النتيجة | sonuçالنتيجة كانت أفضل مما توقعنا. — Sonuç beklediğimizden daha iyi oldu. |
| الهدف | hedef / amaçهدفي هو إتقان اللغة العربية. — Hedefim Arapçayı iyi derecede öğrenmek. |
| ذكي | zeki / akıllıهي طالبة ذكية جداً في الصف. — O sınıfta çok zeki bir öğrencidir. |
| ذهبت إلى الطبيب بسبب الصداع. | Baş ağrısı nedeniyle doktora gittim.ذهبت إلى الطبيب بسبب الصداع. — Baş ağrısı nedeniyle doktora gittim. |
| سافرت إلى مصر العام الماضي. | Geçen yıl Mısır'a seyahat ettim.سافرت إلى مصر العام الماضي. — Geçen yıl Mısır'a seyahat ettim. |
| كان من الصعب اتخاذ هذا القرار. | Bu kararı vermek zordu.كان من الصعب اتخاذ هذا القرار. — Bu kararı vermek zordu. |
| كنت مشغولاً طوال اليوم. | Bütün gün meşguldüm.كنت مشغولاً طوال اليوم. — Bütün gün meşguldüm. |
| لا أستطيع النوم بسبب الضوضاء. | Gürültü yüzünden uyuyamıyorum.لا أستطيع النوم بسبب الضوضاء. — Gürültü yüzünden uyuyamıyorum. |
| لا أعرف كيف أصل إلى هناك. | Oraya nasıl ulaşacağımı bilmiyorum.لا أعرف كيف أصل إلى هناك. — Oraya nasıl ulaşacağımı bilmiyorum. |
| مسؤول | sorumluهو مسؤول عن هذا القرار. — Bu karardan o sorumludur. |
| مشكلة | sorun / problemواجهنا مشكلة كبيرة في العمل. — İşte büyük bir sorunla karşılaştık. |
| ممتاز | mükemmel / harikaأداؤه في العمل ممتاز دائماً. — İşteki performansı her zaman mükemmeldir. |
| من المهم أن تنام جيداً كل ليلة. | Her gece iyi uyumak önemlidir.من المهم أن تنام جيداً كل ليلة. — Her gece iyi uyumak önemlidir. |
| هل أنت مستعد للامتحان؟ | Sınava hazır mısın?هل أنت مستعد للامتحان؟ — Sınava hazır mısın? |
| هل يمكنك مساعدتي من فضلك؟ | Lütfen bana yardım edebilir misin?هل يمكنك مساعدتي من فضلك؟ — Lütfen bana yardım edebilir misin? |
| يتذكر | hatırlamakهو يتذكر اسمها دائماً. — O her zaman onun adını hatırlar. |
| يتصرف | davranmakيتصرف باحترام مع الجميع. — Herkese saygıyla davranır. |
| يتعلم | öğrenmekيتعلم اللغة العربية منذ سنتين. — İki yıldır Arapça öğreniyor. |
| يتفق | anlaşmak / hemfikir olmakنتفق في معظم الأمور. — Çoğu konuda hemfikir oluyoruz. |
| يتواصل | iletişim kurmakيتواصل مع زملائه عبر الإنترنت. — İnternet üzerinden iş arkadaşlarıyla iletişim kuruyor. |
| يحاول | denemek / çalışmakيحاول دائماً تحسين نفسه. — Her zaman kendini geliştirmeye çalışır. |
| يختار | seçmekتختار ملابسها بعناية كل يوم. — Her gün kıyafetlerini dikkatlice seçer. |
| يرفض | reddetmekرفض العرض لأنه لم يكن مناسباً. — Uygun olmadığı için teklifi reddetti. |
| يستفيد | yararlanmak / faydalanmakيستفيد من كل فرصة للتعلم. — Her öğrenme fırsatından yararlanır. |
| يستمر | devam etmekيستمر في العمل رغم التعب. — Yorgunluğa rağmen çalışmaya devam eder. |
| يشرح | açıklamakيشرح المعلم الدرس بطريقة واضحة. — Öğretmen dersi açık bir şekilde açıklar. |
| يشعر | hissetmekأشعر بالسعادة عندما أرى عائلتي. — Ailemi gördüğümde mutluluk hissediyorum. |
| يعترف | itiraf etmek / kabul etmekاعترف بخطئه أمام الجميع. — Herkesin önünde hatasını kabul etti. |
| يعتقد | inanmak / sanmakيعتقد أن الحياة جميلة. — Hayatın güzel olduğuna inanır. |
| يفضل | tercih etmekأفضل الشاي على القهوة في الصباح. — Sabahları kahveye çayı tercih ederim. |
| يقترح | önermekاقترحت عليه مطعماً جديداً. — Ona yeni bir restoran önerdim. |
| يقرر | karar vermekقرر أن يسافر إلى تركيا. — Türkiye'ye seyahat etmeye karar verdi. |