Les mots turc les plus utiles

Les mots turc les plus utiles par niveau, avec traductions et exemples. Gratuit.

Niveau A1

Açım.J'ai faim.Açım. Biraz yiyecek alabilir miyim? — I am hungry. Can I have some food?
Adın ne?Comment tu t'appelles ?Adın ne? Benim adım Tom. — What is your name? My name is Tom.
Anlamıyorum.Je ne comprends pas.Anlamıyorum. Tekrar edebilir misin? — I don't understand. Can you repeat that?
annela mèreAnnem bir öğretmen. — My mother is a teacher.
arabala voitureBabamın kırmızı bir arabası var. — My father has a red car.
arkadaşl'ami(e)O benim en iyi arkadaşım. — She is my best friend.
babale pèreBabam bir ofiste çalışır. — My father works in an office.
Bana yardım edebilir misin?Pouvez-vous m'aider ?Bana yardım edebilir misin? Kayboldum. — Can you help me? I am lost.
Banyo nerede?Où sont les toilettes ?Affedersiniz, banyo nerede? — Excuse me, where is the bathroom?
Bir kahve istiyorum, lütfen.Je voudrais un café, s'il vous plaît.Bir kahve istiyorum, lütfen. Sütlü. — I would like a coffee, please. With milk.
büyükgrandFil çok büyük. — The elephant is very big.
çalışmaktravaillerO bir hastanede çalışır. — She works at a hospital.
elmala pommeHer sabah bir elma yerim. — I eat an apple every morning.
evla maisonBenim evim büyük. — My house is big.
evetouiEvet, ben buradayım. — Yes, I am here.
gitmekallerHer gün okula giderim. — I go to school every day.
günle jourBugün güzel bir gün. — Today is a beautiful day.
Günaydın!Bonjour !Günaydın! Nasılsın? — Good morning! How are you?
hayırnonHayır, teşekkür ederim. — No, thank you.
içmekboireSabahları kahve içerim. — I drink coffee in the morning.
ihtiyacı olmakavoir besoin deBir doktora ihtiyacım var. — I need a doctor.
İstanbul'da yaşıyorum.J'habite à Istanbul.İstanbul'da yaşıyorum. Büyük bir şehir. — I live in Istanbul. It is a big city.
istemekvouloirBir fincan çay istiyorum, lütfen. — I want a cup of tea, please.
kedile chatKedi küçük. — The cat is small.
kitaple livreBu kitap ilginç. — This book is interesting.
konuşmakparlerİngilizce konuşuyor musun? — Do you speak English?
köpekle chienBir köpeğim var. — I have a dog.
küçükpetitKüçük bir odam var. — I have a small room.
masala tableKitap masanın üzerinde. — The book is on the table.
merhababonjourMerhaba, benim adım Anna. — Hello, my name is Anna.
mutluheureuxBugün mutluyum. — I am happy today.
Nasılsın?Comment allez-vous ?Nasılsın? İyiyim, teşekkürler. — How are you? I am fine, thanks.
Ne kadar?Combien ça coûte ?Ne kadar? Beş euro. — How much does it cost? It is five euros.
okull'écoleOkul evimin yakınında. — The school is near my house.
okumaklireHer gece bir kitap okurum. — I read a book every night.
olmakêtreMutlu olmak istiyorum. — I want to be happy.
paral'argentHiç param yok. — I don't have any money.
Saat kaçta açılıyor?À quelle heure ça ouvre ?Saat kaçta açılıyor? Dokuzda açılıyor. — What time does it open? It opens at nine.
sahip olmakavoirİki kız kardeşim var. — I have two sisters.
sandalyela chaiseLütfen sandalyeye oturun. — Please sit on the chair.
şehirla villeLondra çok büyük bir şehir. — London is a very big city.
sevmek / beğenmekaimerPizzayı çok severim. — I like pizza very much.
sıcakchaudBugün çok sıcak. — It is very hot today.
soğukfroidSu çok soğuk. — The water is very cold.
sul'eauHer gün su içerim. — I drink water every day.
sütle laitÇocuklar her gün süt içer. — Children drink milk every day.
yaşamakvivreKüçük bir köyde yaşıyorlar. — They live in a small village.
yemek yemekmangerSabahları ekmek yerim. — I eat bread in the morning.
Yorgunum.Je suis fatigué.Yorgunum. Uyumak istiyorum. — I am tired. I want to sleep.
zaman / saatle tempsSaat kaç? — What time is it?

Niveau B1

alışkanlıkhabitudeHer sabah kahve içmek benim alışkanlığım. — Drinking coffee every morning is my habit.
amaçbut / objectifAmacım bu yıl Türkçe öğrenmek. — My goal is to learn Turkish this year.
anlamakcomprendreSeni çok iyi anlıyorum. — I understand you very well.
bağlılié / dépendantBaşarı çok çalışmaya bağlıdır. — Success depends on working hard.
başarmakréussir / accomplirSonunda bunu başardım. — I finally accomplished this.
Bence haklısın ama emin değilim.Je pense que tu as raison, mais je n'en suis pas sûr.Bence haklısın ama emin değilim, bir daha kontrol edelim. — I think you are right but I am not sure, let's check again.
Bu iş düşündüğümden çok daha zor çıktı.Ce travail s'est avéré bien plus difficile que je ne le pensais.Bu iş düşündüğümden çok daha zor çıktı ama vazgeçmeyeceğim. — This job turned out to be much harder than I thought, but I will not give up.
Bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacım var.J'ai besoin de plus d'informations sur ce sujet.Bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacım var, araştıracağım. — I need more information on this topic, I will research it.
Bu sözlük çok işe yarıyor.Ce dictionnaire est très utile.Bu sözlük çok işe yarıyor, her gün kullanıyorum. — This dictionary is very useful, I use it every day.
Bunu daha önce hiç yapmadım.Je n'ai jamais fait cela auparavant.Bunu daha önce hiç yapmadım, ama deneyeceğim. — I have never done this before, but I will try.
Bunu yapmak zorunda mısın gerçekten?Dois-tu vraiment faire cela ?Bunu yapmak zorunda mısın gerçekten? Başka bir yol yok mu? — Do you really have to do this? Is there no other way?
çevirmektraduire / tournerBu cümleyi İngilizceye çevirebilir misin? — Can you translate this sentence into English?
çözümsolutionHer sorunun bir çözümü vardır. — Every problem has a solution.
davranmakse comporter / traiterHerkese saygılı davranmalısın. — You should treat everyone respectfully.
deneyimexpérienceBu iş için deneyime ihtiyacın var. — You need experience for this job.
düşünmekpenser / réfléchirBu konuda çok düşündüm. — I thought about this topic a lot.
etkilemekinfluencer / impressionnerBu film beni çok etkiledi. — This film impressed me very much.
farklıdifférentBu iki ülkenin kültürü çok farklı. — The culture of these two countries is very different.
fırsatoccasion / opportunitéBu fırsatı kaçırmamalısın. — You should not miss this opportunity.
Geç kaldım, özür dilerim.Je suis en retard, je suis désolé.Geç kaldım, özür dilerim, trafik çok kötüydü. — I am late, I am sorry, the traffic was very bad.
geliştirmekdévelopper / améliorerKendini geliştirmeye devam et. — Keep improving yourself.
güvenmekfaire confianceOna güvenebilirsin. — You can trust him/her.
hatırlamakse souvenirOnun adını hatırlamıyorum. — I do not remember his/her name.
Hava bugün çok güzel, değil mi?Il fait très beau aujourd'hui, n'est-ce pas ?Hava bugün çok güzel, değil mi? Dışarı çıkalım. — The weather is very nice today, isn't it? Let's go outside.
ilerlemeprogrèsTürkçede büyük ilerleme kaydettim. — I made great progress in Turkish.
ilgilenmeks'intéresser à / s'occuper deSanatla çok ilgileniyorum. — I am very interested in art.
karar vermekdéciderYarın karar vereceğim. — I will decide tomorrow.
karşılaştırmakcomparerİki teklifi karşılaştırmalısın. — You should compare the two offers.
katkıcontributionProjeye büyük katkı sağladı. — He/She made a great contribution to the project.
korkmakavoir peurKaranlıktan korkmuyorum. — I am not afraid of the dark.
merak etmekse demander / être curieuxNerede olduğunu merak ediyorum. — I wonder where he/she is.
Ne zamandan beri burada yaşıyorsun?Depuis quand habites-tu ici ?Ne zamandan beri burada yaşıyorsun? Buraya nasıl geldin? — How long have you been living here? How did you come here?
olasılıkpossibilité / probabilitéYarın yağmur yağma olasılığı yüksek. — The possibility of rain tomorrow is high.
önermeksuggérer / recommanderBu restoranı sana öneririm. — I recommend this restaurant to you.
Onun söylediklerine katılmıyorum.Je ne suis pas d'accord avec ce qu'il a dit.Onun söylediklerine katılmıyorum çünkü yanlış bilgi verdi. — I do not agree with what he/she said because he/she gave wrong information.
paylaşmakpartagerBu haberi seninle paylaşmak istedim. — I wanted to share this news with you.
planlamakplanifierTatilimizi önceden planlamalıyız. — We should plan our holiday in advance.
Sana yardım edebilir miyim?Puis-je t'aider ?Sana yardım edebilir miyim? Çantalarını taşıyayım. — Can I help you? Let me carry your bags.
Sence ne yapmalıyım?Que penses-tu que je devrais faire ?Sence ne yapmalıyım, gitmeli miyim? — What do you think I should do, should I go?
sınırlamaklimiter / restreindreHarcamalarını sınırlamalısın. — You should limit your spending.
sorunproblèmeHiç sorunum yok. — I have no problem at all.
sürdürmekmaintenir / soutenirBu temponu sürdürmen çok zor olacak. — It will be very difficult to maintain this pace.
tartışmakdiscuter / débattreBu konuyu seninle tartışmak istiyorum. — I want to discuss this topic with you.
tartışmalıcontroversé / discutableBu çok tartışmalı bir konu. — This is a very controversial topic.
Umarım yakında görüşürüz.J'espère qu'on se verra bientôt.Umarım yakında görüşürüz, seni çok özledim. — I hope we meet soon, I missed you a lot.
üstesinden gelmeksurmonterBu zorluğun üstesinden gelebilirsin. — You can overcome this difficulty.
uyum sağlamaks'adapterYeni ortama çabuk uyum sağladım. — I quickly adapted to the new environment.
vazgeçmekabandonner / renoncerAsla vazgeçme! — Never give up!
yetenektalent / capacitéMüzik konusunda büyük bir yeteneği var. — He/She has a great talent in music.
zorunlunécessaire / obligatoireBu toplantıya katılmak zorunlu mu? — Is it necessary to attend this meeting?