پرکاربردترین واژه‌های ترکی استانبولی

واژه‌های پرکاربرد ترکی استانبولی بر اساس سطح، همراه با معنی و جملهٔ نمونه. رایگان و بدون ثبت‌نام.

سطح A1

Açım.گرسنه‌ام.Açım. Biraz yiyecek alabilir miyim? — I am hungry. Can I have some food?
Adın ne?اسم شما چیست؟Adın ne? Benim adım Tom. — What is your name? My name is Tom.
Anlamıyorum.نمی‌فهمم.Anlamıyorum. Tekrar edebilir misin? — I don't understand. Can you repeat that?
anneمادرAnnem bir öğretmen. — My mother is a teacher.
arabaماشینBabamın kırmızı bir arabası var. — My father has a red car.
arkadaşدوستO benim en iyi arkadaşım. — She is my best friend.
babaپدرBabam bir ofiste çalışır. — My father works in an office.
Bana yardım edebilir misin?می‌توانید به من کمک کنید؟Bana yardım edebilir misin? Kayboldum. — Can you help me? I am lost.
Banyo nerede?دستشویی کجاست؟Affedersiniz, banyo nerede? — Excuse me, where is the bathroom?
Bir kahve istiyorum, lütfen.یک قهوه می‌خواهم، لطفاً.Bir kahve istiyorum, lütfen. Sütlü. — I would like a coffee, please. With milk.
büyükبزرگFil çok büyük. — The elephant is very big.
çalışmakکار کردنO bir hastanede çalışır. — She works at a hospital.
elmaسیبHer sabah bir elma yerim. — I eat an apple every morning.
evخانهBenim evim büyük. — My house is big.
evetبلهEvet, ben buradayım. — Yes, I am here.
gitmekرفتنHer gün okula giderim. — I go to school every day.
günروزBugün güzel bir gün. — Today is a beautiful day.
Günaydın!صبح بخیر!Günaydın! Nasılsın? — Good morning! How are you?
hayırنهHayır, teşekkür ederim. — No, thank you.
içmekنوشیدنSabahları kahve içerim. — I drink coffee in the morning.
ihtiyacı olmakنیاز داشتنBir doktora ihtiyacım var. — I need a doctor.
İstanbul'da yaşıyorum.من در استانبول زندگی می‌کنم.İstanbul'da yaşıyorum. Büyük bir şehir. — I live in Istanbul. It is a big city.
istemekخواستنBir fincan çay istiyorum, lütfen. — I want a cup of tea, please.
kediگربهKedi küçük. — The cat is small.
kitapکتابBu kitap ilginç. — This book is interesting.
konuşmakصحبت کردنİngilizce konuşuyor musun? — Do you speak English?
köpekسگBir köpeğim var. — I have a dog.
küçükکوچکKüçük bir odam var. — I have a small room.
masaمیزKitap masanın üzerinde. — The book is on the table.
merhabaسلامMerhaba, benim adım Anna. — Hello, my name is Anna.
mutluخوشحالBugün mutluyum. — I am happy today.
Nasılsın?حالت چطور است؟Nasılsın? İyiyim, teşekkürler. — How are you? I am fine, thanks.
Ne kadar?قیمتش چند است؟Ne kadar? Beş euro. — How much does it cost? It is five euros.
okulمدرسهOkul evimin yakınında. — The school is near my house.
okumakخواندنHer gece bir kitap okurum. — I read a book every night.
olmakبودنMutlu olmak istiyorum. — I want to be happy.
paraپولHiç param yok. — I don't have any money.
Saat kaçta açılıyor?چه ساعتی باز می‌شود؟Saat kaçta açılıyor? Dokuzda açılıyor. — What time does it open? It opens at nine.
sahip olmakداشتنİki kız kardeşim var. — I have two sisters.
sandalyeصندلیLütfen sandalyeye oturun. — Please sit on the chair.
şehirشهرLondra çok büyük bir şehir. — London is a very big city.
sevmek / beğenmekدوست داشتنPizzayı çok severim. — I like pizza very much.
sıcakگرمBugün çok sıcak. — It is very hot today.
soğukسردSu çok soğuk. — The water is very cold.
suآبHer gün su içerim. — I drink water every day.
sütشیرÇocuklar her gün süt içer. — Children drink milk every day.
yaşamakزندگی کردنKüçük bir köyde yaşıyorlar. — They live in a small village.
yemek yemekخوردنSabahları ekmek yerim. — I eat bread in the morning.
Yorgunum.خسته‌ام.Yorgunum. Uyumak istiyorum. — I am tired. I want to sleep.
zaman / saatزمانSaat kaç? — What time is it?

سطح A2

aileخانوادهAilem İstanbul'da yaşıyor. — My family lives in Istanbul.
akşamعصر / شبAkşam yemeği hazırladım. — I prepared dinner.
anlamakفهمیدنÖğretmeni çok iyi anlıyorum. — I understand the teacher very well.
arkadaşدوستArkadaşımla sinemaya gittim. — I went to the cinema with my friend.
beklemekمنتظر ماندنOtobüs durağında bekliyorum. — I am waiting at the bus stop.
Bu ne kadar?این چند است؟Bu ne kadar, otuz lira mı? — How much is this, thirty lira?
Bugün hava nasıl?امروز هوا چطور است؟Bugün hava nasıl, yağmur var mı? — How is the weather today, is it raining?
Bunu Türkçede nasıl söylersin?این را به ترکی چطور می‌گویی؟Bunu Türkçede nasıl söylersin, bilmiyorum. — How do you say this in Turkish, I don't know.
büyükبزرگBu ev çok büyük. — This house is very big.
çalışmakکار کردن / درس خواندنBabam bir bankada çalışıyor. — My father works at a bank.
cevapپاسخ / جوابDoğru cevabı bilmiyorum. — I don't know the correct answer.
dinlenmekاستراحت کردنHafta sonu evde dinlendim. — I rested at home on the weekend.
doktorدکتر / پزشکDoktora gitmem gerekiyor. — I need to go to the doctor.
fiyatقیمتBu ürünün fiyatı nedir? — What is the price of this product?
gelmekآمدنO, eve geç geldi. — He came home late.
gitmekرفتنYarın okula gideceğim. — I will go to school tomorrow.
Hangi saatte kalkıyor?ساعت چند حرکت می‌کند؟Tren hangi saatte kalkıyor? — What time does the train depart?
hastaبیمار / مریضDün çok hastaydım. — I was very sick yesterday.
havaهواBugün hava çok soğuk. — The weather is very cold today.
içmekنوشیدنSu içmek sağlıklıdır. — Drinking water is healthy.
Kaç yaşındasın?چند سالت است؟Kaç yaşındasın, yirmi mi? — How old are you, twenty?
karar vermekتصمیم گرفتنHenüz bir karar veremedim. — I haven't been able to decide yet.
kolayآسانBu soru çok kolay. — This question is very easy.
konuşmakصحبت کردنTürkçe konuşmaya çalışıyorum. — I am trying to speak Turkish.
küçükکوچکKüçük bir kedi buldum. — I found a small cat.
marketسوپرمارکت / فروشگاهMarketten ekmek aldım. — I bought bread from the supermarket.
maviآبیMavi gözleri var. — She has blue eyes.
Ne zaman geleceksin?کی می‌آیی؟Ne zaman geleceksin, akşam mı? — When will you come, in the evening?
Nerede oturuyorsun?کجا زندگی می‌کنی؟Nerede oturuyorsun, şehir merkezinde mi? — Where do you live, in the city center?
Nereye gidiyorsun?کجا می‌روی؟Nereye gidiyorsun, markete mi? — Where are you going, to the market?
okumakخواندن / درس خواندنHer gece kitap okurum. — I read a book every night.
pahalıگرانBu araba çok pahalı. — This car is very expensive.
paraپولCüzdanımda para yok. — There is no money in my wallet.
Randevu almak istiyorum.می‌خواهم وقت بگیرم.Randevu almak istiyorum, yarın müsait misiniz? — I want to make an appointment, are you available tomorrow?
renkرنگEn sevdiğim renk mavidir. — My favorite color is blue.
rezervasyon yapmakرزرو کردنOtelde rezervasyon yaptırdım. — I made a reservation at the hotel.
sabahصبحHer sabah kahve içerim. — I drink coffee every morning.
sağlıkسلامتیSağlık çok önemlidir. — Health is very important.
satın almakخریدنYeni bir telefon satın aldım. — I bought a new phone.
Sence ne yapmalıyım?به نظرت چه کار باید بکنم؟Sence ne yapmalıyım, bu işi kabul etmeli miyim? — What do you think I should do, should I accept this job?
seyahat etmekسفر کردنAvrupa'ya seyahat etmek istiyorum. — I want to travel to Europe.
sıcakگرم / داغYazın hava çok sıcak olur. — The weather gets very hot in summer.
sormakپرسیدنSana bir şey sormak istiyorum. — I want to ask you something.
tatilتعطیلاتBu yaz tatilde denize gideceğiz. — We will go to the sea on vacation this summer.
uçakهواپیماUçakla Ankara'ya gittim. — I went to Ankara by airplane.
ucuzارزانBu mağazada her şey ucuz. — Everything is cheap in this store.
Yardım edebilir misin?می‌توانی کمکم کنی؟Yardım edebilir misin, çantam çok ağır. — Can you help me, my bag is very heavy.
yazmakنوشتنAnnem mektup yazdı. — My mother wrote a letter.
yemekغذا / خوردنYemeği çok beğendim. — I really liked the food.
zorسخت / دشوارTürkçe öğrenmek zor ama eğlenceli. — Learning Turkish is difficult but fun.

سطح B1

alışkanlıkعادتHer sabah kahve içmek benim alışkanlığım. — Drinking coffee every morning is my habit.
amaçهدف / مقصودAmacım bu yıl Türkçe öğrenmek. — My goal is to learn Turkish this year.
anlamakفهمیدنSeni çok iyi anlıyorum. — I understand you very well.
bağlıوابسته / مرتبطBaşarı çok çalışmaya bağlıdır. — Success depends on working hard.
başarmakموفق شدن / به انجام رساندنSonunda bunu başardım. — I finally accomplished this.
Bence haklısın ama emin değilim.فکر می‌کنم حق با توست، اما مطمئن نیستم.Bence haklısın ama emin değilim, bir daha kontrol edelim. — I think you are right but I am not sure, let's check again.
Bu iş düşündüğümden çok daha zor çıktı.این کار خیلی سخت‌تر از آن‌چه فکر می‌کردم درآمد.Bu iş düşündüğümden çok daha zor çıktı ama vazgeçmeyeceğim. — This job turned out to be much harder than I thought, but I will not give up.
Bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacım var.به اطلاعات بیشتری درباره این موضوع نیاز دارم.Bu konuda daha fazla bilgiye ihtiyacım var, araştıracağım. — I need more information on this topic, I will research it.
Bu sözlük çok işe yarıyor.این فرهنگ لغت خیلی به کار می‌آید.Bu sözlük çok işe yarıyor, her gün kullanıyorum. — This dictionary is very useful, I use it every day.
Bunu daha önce hiç yapmadım.قبلاً هرگز این کار را نکرده‌ام.Bunu daha önce hiç yapmadım, ama deneyeceğim. — I have never done this before, but I will try.
Bunu yapmak zorunda mısın gerçekten?واقعاً باید این کار را بکنی؟Bunu yapmak zorunda mısın gerçekten? Başka bir yol yok mu? — Do you really have to do this? Is there no other way?
çevirmekترجمه کردن / چرخاندنBu cümleyi İngilizceye çevirebilir misin? — Can you translate this sentence into English?
çözümراه‌حلHer sorunun bir çözümü vardır. — Every problem has a solution.
davranmakرفتار کردنHerkese saygılı davranmalısın. — You should treat everyone respectfully.
deneyimتجربهBu iş için deneyime ihtiyacın var. — You need experience for this job.
düşünmekفکر کردنBu konuda çok düşündüm. — I thought about this topic a lot.
etkilemekتأثیر گذاشتن / تحت تأثیر قرار دادنBu film beni çok etkiledi. — This film impressed me very much.
farklıمتفاوتBu iki ülkenin kültürü çok farklı. — The culture of these two countries is very different.
fırsatفرصتBu fırsatı kaçırmamalısın. — You should not miss this opportunity.
Geç kaldım, özür dilerim.دیر کردم، معذرت می‌خواهم.Geç kaldım, özür dilerim, trafik çok kötüydü. — I am late, I am sorry, the traffic was very bad.
geliştirmekتوسعه دادن / بهبود بخشیدنKendini geliştirmeye devam et. — Keep improving yourself.
güvenmekاعتماد کردنOna güvenebilirsin. — You can trust him/her.
hatırlamakبه خاطر آوردنOnun adını hatırlamıyorum. — I do not remember his/her name.
Hava bugün çok güzel, değil mi?امروز هوا خیلی خوب است، نه؟Hava bugün çok güzel, değil mi? Dışarı çıkalım. — The weather is very nice today, isn't it? Let's go outside.
ilerlemeپیشرفتTürkçede büyük ilerleme kaydettim. — I made great progress in Turkish.
ilgilenmekعلاقه‌مند بودن / رسیدگی کردنSanatla çok ilgileniyorum. — I am very interested in art.
karar vermekتصمیم گرفتنYarın karar vereceğim. — I will decide tomorrow.
karşılaştırmakمقایسه کردنİki teklifi karşılaştırmalısın. — You should compare the two offers.
katkıمشارکت / سهمProjeye büyük katkı sağladı. — He/She made a great contribution to the project.
korkmakترسیدنKaranlıktan korkmuyorum. — I am not afraid of the dark.
merak etmekکنجکاو بودنNerede olduğunu merak ediyorum. — I wonder where he/she is.
Ne zamandan beri burada yaşıyorsun?از کی اینجا زندگی می‌کنی؟Ne zamandan beri burada yaşıyorsun? Buraya nasıl geldin? — How long have you been living here? How did you come here?
olasılıkاحتمال / امکانYarın yağmur yağma olasılığı yüksek. — The possibility of rain tomorrow is high.
önermekپیشنهاد دادن / توصیه کردنBu restoranı sana öneririm. — I recommend this restaurant to you.
Onun söylediklerine katılmıyorum.با آنچه او گفت موافق نیستم.Onun söylediklerine katılmıyorum çünkü yanlış bilgi verdi. — I do not agree with what he/she said because he/she gave wrong information.
paylaşmakبه اشتراک گذاشتنBu haberi seninle paylaşmak istedim. — I wanted to share this news with you.
planlamakبرنامه‌ریزی کردنTatilimizi önceden planlamalıyız. — We should plan our holiday in advance.
Sana yardım edebilir miyim?می‌توانم کمکت کنم؟Sana yardım edebilir miyim? Çantalarını taşıyayım. — Can I help you? Let me carry your bags.
Sence ne yapmalıyım?به نظرت چه کار باید بکنم؟Sence ne yapmalıyım, gitmeli miyim? — What do you think I should do, should I go?
sınırlamakمحدود کردنHarcamalarını sınırlamalısın. — You should limit your spending.
sorunمشکلHiç sorunum yok. — I have no problem at all.
sürdürmekحفظ کردن / ادامه دادنBu temponu sürdürmen çok zor olacak. — It will be very difficult to maintain this pace.
tartışmakبحث کردنBu konuyu seninle tartışmak istiyorum. — I want to discuss this topic with you.
tartışmalıبحث‌برانگیز / مورد مناقشهBu çok tartışmalı bir konu. — This is a very controversial topic.
Umarım yakında görüşürüz.امیدوارم به‌زودی همدیگر را ببینیم.Umarım yakında görüşürüz, seni çok özledim. — I hope we meet soon, I missed you a lot.
üstesinden gelmekفائق آمدن / کنار آمدنBu zorluğun üstesinden gelebilirsin. — You can overcome this difficulty.
uyum sağlamakسازگار شدن / تطبیق یافتنYeni ortama çabuk uyum sağladım. — I quickly adapted to the new environment.
vazgeçmekدست کشیدن / تسلیم شدنAsla vazgeçme! — Never give up!
yetenekاستعداد / مهارتMüzik konusunda büyük bir yeteneği var. — He/She has a great talent in music.
zorunluضروری / اجباریBu toplantıya katılmak zorunlu mu? — Is it necessary to attend this meeting?

سطح B2

abartmakاغراق کردنHer şeyi abartırsan insanlar sana güvenmemeye başlar. — If you exaggerate everything, people will start not trusting you.
ayrımcılıkتبعیضHer türlü ayrımcılık insan haklarına aykırıdır. — Every form of discrimination is contrary to human rights.
bağımsızlıkاستقلالEkonomik bağımsızlık, kişisel özgürlüğün temelini oluşturur. — Economic independence forms the basis of personal freedom.
belirsizlikعدم قطعیت / ابهامEkonomideki belirsizlik insanları endişelendiriyor. — The uncertainty in the economy is worrying people.
Bu anlaşma her iki taraf için de avantajlı görünüyor.این توافق برای هر دو طرف سودمند به نظر می‌رسد.Bu anlaşma her iki taraf için de avantajlı görünüyor; ancak detaylar henüz netleşmedi. — This agreement seems advantageous for both parties; however, the details are not yet clear.
Bu konuda kesin bir karar vermek zor.گرفتن تصمیم قطعی درباره این موضوع دشوار است.Bu konuda kesin bir karar vermek zor, çünkü çok fazla değişken var. — It is difficult to make a definitive decision on this matter because there are too many variables.
Bu şartlar altında çalışmak gerçekten zorlaştı.کار کردن تحت این شرایط واقعاً سخت شده است.Bu şartlar altında çalışmak gerçekten zorlaştı; birçok çalışan şikâyet ediyor. — Working under these conditions has become really difficult; many employees are complaining.
Bütçemizi aşmadan bu projeyi tamamlamamız gerekiyor.باید این پروژه را بدون فراتر رفتن از بودجه‌مان تمام کنیم.Bütçemizi aşmadan bu projeyi tamamlamamız gerekiyor, aksi takdirde sorunlarla karşılaşırız. — We need to complete this project without exceeding our budget, otherwise we will face problems.
bütünleşmekیکپارچه شدن / ادغام شدنGöçmenler yeni ülkelerine bütünleşmek için büyük çaba gösteriyor. — Immigrants make great efforts to integrate into their new countries.
çekinmekتردید کردن / رودربایستی کردنSorularını sormaktan asla çekinme. — Never hesitate to ask your questions.
çelişkiتناقضSöyledikleri ile yaptıkları arasında büyük bir çelişki var. — There is a great contradiction between what they say and what they do.
Çevre kirliliğine karşı harekete geçme zamanı geldi.وقت آن رسیده که علیه آلودگی محیط زیست دست به اقدام بزنیم.Çevre kirliliğine karşı harekete geçme zamanı geldi; artık beklemeye tahammülümüz kalmadı. — The time has come to take action against environmental pollution; we can no longer afford to wait.
çözüme kavuşturmakحل و فصل کردنİki ülke arasındaki anlaşmazlığı diplomatik yollarla çözüme kavuşturdular. — They resolved the dispute between the two countries through diplomatic means.
dayanışmaهمبستگیAfet zamanlarında toplumsal dayanışma büyük önem taşır. — Social solidarity is of great importance during times of disaster.
dönüşümدگرگونی / تحولDijital dönüşüm iş dünyasını kökten değiştiriyor. — Digital transformation is radically changing the business world.
ertelemekبه تعویق انداختنÖdevlerimi sürekli ertelersem sınav döneminde çok zorlanırım. — If I keep postponing my homework, I will struggle a lot during exam period.
farkındalıkآگاهیÇevre konusunda farkındalık yaratmak çok önemlidir. — Creating awareness about the environment is very important.
Geçmişten ders almadan geleceği şekillendiremezsiniz.بدون درس گرفتن از گذشته نمی‌توانید آینده را شکل دهید.Geçmişten ders almadan geleceği şekillendiremezsiniz; bu her toplum için geçerlidir. — You cannot shape the future without learning from the past; this applies to every society.
göz ardı etmekنادیده گرفتنBu önemli sorunu daha fazla göz ardı edemeyiz. — We can no longer ignore this important problem.
güvenilirlikقابلیت اعتماد / اعتبارBir gazetenin en önemli özelliği güvenilirliğidir. — The most important feature of a newspaper is its credibility.
Herkesin bu toplantıya katılması bekleniyor.انتظار می‌رود همه در این جلسه شرکت کنند.Herkesin bu toplantıya katılması bekleniyor; lütfen takvimlerinizi kontrol edin. — Everyone is expected to attend this meeting; please check your calendars.
ileri sürmekاستدلال کردن / مطرح کردنAvukat, müvekkilinin masum olduğunu ileri sürdü. — The lawyer argued that his client was innocent.
ivedilikleفوراً / به‌سرعتBu sorun ivedilikle ele alınıp çözülmelidir. — This problem must be addressed and resolved urgently.
kaçınmakاجتناب کردن / خودداری کردنSağlıklı kalmak için fast food yemekten kaçınıyorum. — I avoid eating fast food to stay healthy.
kanıtlamakاثبات کردنTeorisini kanıtlamak için yıllarca araştırma yaptı. — He conducted research for years to prove his theory.
kapsamlıجامع / گستردهBu konu hakkında kapsamlı bir araştırma yapılması gerekiyor. — A comprehensive research needs to be conducted on this topic.
karmaşıkپیچیدهBu matematiksel problem ilk bakışta çok karmaşık görünüyor. — This mathematical problem looks very complex at first glance.
katkıda bulunmakمشارکت کردن / سهم داشتنHerkes topluma katkıda bulunmak için bir şeyler yapabilir. — Everyone can do something to contribute to society.
küreselleşmeجهانی‌شدنKüreselleşme sayesinde farklı kültürler birbirini daha iyi tanıyor. — Thanks to globalization, different cultures get to know each other better.
Ne kadar çalışırsan o kadar başarılı olursun.هرچه بیشتر تلاش کنی، موفق‌تر می‌شوی.Ne kadar çalışırsan o kadar başarılı olursun; bu basit bir gerçek. — The harder you work, the more successful you will be; this is a simple truth.
öne sürmekمطرح کردنBilim insanı yeni bir teori öne sürdü ve kanıtlarla destekledi. — The scientist put forward a new theory and supported it with evidence.
öngörmekپیش‌بینی کردنUzmanlar bu ekonomik krizi yıllar önce öngörmüştü. — Experts had foreseen this economic crisis years ago.
Onun söyledikleri beni derinden etkiledi.حرف‌های او مرا عمیقاً تحت تأثیر قرار داد.Onun söyledikleri beni derinden etkiledi ve bakış açımı değiştirdi. — What she said deeply affected me and changed my perspective.
önyargıپیش‌داوری / تعصبÖnyargılardan uzak durarak insanları tanımaya çalışmalıyız. — We should try to get to know people by staying away from prejudices.
özgüvenاعتمادبه‌نفسBaşarılı olmak için güçlü bir özgüvene sahip olman gerekir. — You need to have strong self-confidence to be successful.
Sizi bu pozisyon için en uygun aday olarak görüyoruz.شما را مناسب‌ترین گزینه برای این موقعیت می‌بینیم.Sizi bu pozisyon için en uygun aday olarak görüyoruz ve sizinle çalışmak istiyoruz. — We see you as the most suitable candidate for this position and want to work with you.
sınırlandırmakمحدود کردنHükümet, plastik kullanımını sınırlandırmak için yeni yasalar çıkardı. — The government passed new laws to limit plastic use.
somutlaştırmakعینی کردن / محقق کردنFikirlerimizi somutlaştırmak için detaylı bir plan hazırladık. — We prepared a detailed plan to materialize our ideas.
Son araştırmalar bu hastalığın tedavisinde umut verici sonuçlar gösteriyor.پژوهش‌های اخیر نتایج امیدوارکننده‌ای در درمان این بیماری نشان می‌دهد.Son araştırmalar bu hastalığın tedavisinde umut verici sonuçlar gösteriyor. — Recent research shows promising results in the treatment of this disease.
sorgulamakزیر سؤال بردن / بازجویی کردنEleştirel düşünce, her şeyi sorgulamayı gerektirir. — Critical thinking requires questioning everything.
sürdürülebilirپایدارSürdürülebilir enerji kaynakları geleceğimiz için kritik öneme sahiptir. — Sustainable energy sources are critically important for our future.
tartışmakبحث کردنToplantıda yeni projeyi saatlerce tartıştık. — We discussed the new project for hours in the meeting.
Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi toplumu derinden etkiliyor.توسعه سریع فناوری جامعه را عمیقاً تحت تأثیر قرار می‌دهد.Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi toplumu derinden etkiliyor ve alışkanlıkları değiştiriyor. — The rapid development of technology deeply affects society and changes habits.
uyum sağlamakسازگار شدنYeni şehirde yaşamaya uyum sağlamak birkaç ay sürdü. — It took a few months to adapt to living in the new city.
Uzun vadede bu yatırımın karşılığını alacaksınız.در بلندمدت، بازده این سرمایه‌گذاری را دریافت خواهید کرد.Uzun vadede bu yatırımın karşılığını alacaksınız; sabırlı olmanız yeterli. — In the long run, you will get a return on this investment; you just need to be patient.
vazgeçmekدست کشیدن / رها کردنHayallerinden asla vazgeçmemelisin. — You should never give up on your dreams.
yanıltıcıگمراه‌کننده / فریبندهBu reklamdaki bilgiler oldukça yanıltıcı ve insanları yanlış yönlendiriyor. — The information in this advertisement is quite misleading and directs people wrongly.
yansımakمنعکس شدنGüneş ışığı göl yüzeyine güzel bir şekilde yansıyordu. — The sunlight was beautifully reflecting off the surface of the lake.
yetersizناکافیVerilen süre bu kadar büyük bir proje için yetersiz kalıyor. — The given time is insufficient for such a large project.
zorunlulukضرورت / اجبارYabancı dil öğrenmek artık bir zorunluluk haline geldi. — Learning a foreign language has now become a necessity.