Las palabras más útiles en árabe

Las palabras árabe más útiles por nivel, con significados y ejemplos. Gratis.

Nivel B2

أعتقد أن هذا القرار كان خاطئاً من البداية.Creo que esta decisión estuvo mal desde el principio.أعتقد أن هذا القرار كان خاطئاً من البداية. — Bu kararın başından beri yanlış olduğuna inanıyorum.
الآليةmecanismoوضعت المنظمة آلية فعّالة لحل النزاعات. — Örgüt anlaşmazlıkları çözmek için etkili bir mekanizma oluşturdu.
الإجراءprocedimiento/medidaاتخذت الحكومة إجراءات صارمة لمكافحة الفساد. — Hükümet yolsuzlukla mücadele için sıkı tedbirler aldı.
الإطارmarcoيجب وضع إطار قانوني واضح لتنظيم هذه المسألة. — Bu konuyu düzenlemek için açık bir yasal çerçeve oluşturulmalıdır.
الاستثمارinversiónزاد الاستثمار الأجنبي في البلاد. — Ülkedeki yabancı yatırım arttı.
الاستدامةsostenibilidadتهتم الدول المتقدمة بمبادئ الاستدامة البيئية. — Gelişmiş ülkeler çevresel sürdürülebilirlik ilkelerine önem veriyor.
الانعكاساتrepercusionesللأزمة الاقتصادية انعكاسات سلبية على قطاع التوظيف. — Ekonomik krizin istihdam sektörü üzerinde olumsuz yansımaları var.
البنية التحتيةinfraestructuraتحتاج المدينة إلى تطوير بنيتها التحتية. — Şehrin altyapısını geliştirmesi gerekiyor.
التحديات التي نواجهها تتطلب حلولاً مبتكرة.Los desafíos que enfrentamos requieren soluciones innovadoras.التحديات التي نواجهها تتطلب حلولاً مبتكرة. — Karşılaştığımız zorluklar yenilikçi çözümler gerektiriyor.
التداعياتrepercusionesلهذا الحادث تداعيات خطيرة على مستقبل المنطقة. — Bu olayın bölgenin geleceği üzerinde ciddi yansımaları var.
التوجهtendencia/orientaciónهناك توجه متزايد نحو استخدام الطاقة المتجددة. — Yenilenebilir enerji kullanımına doğru artan bir eğilim var.
الحوكمةgobernanzaتعتمد الدول الناجحة على مبادئ الحوكمة الرشيدة. — Başarılı ülkeler iyi yönetişim ilkelerine dayanır.
الرفاهيةbienestarتسعى الحكومة إلى تحسين رفاهية المواطنين. — Hükümet vatandaşların refahını iyileştirmeye çalışıyor.
الظاهرةfenómenoتدرس الباحثة ظاهرة الهجرة في العالم العربي. — Araştırmacı, Arap dünyasındaki göç olgusunu inceliyor.
الفجوةbrechaتتسع الفجوة بين الأغنياء والفقراء يوماً بعد يوم. — Zenginler ve fakirler arasındaki uçurum her geçen gün büyüyor.
المؤهلاتcualificacionesيشترط هذا المنصب مؤهلات علمية عالية. — Bu pozisyon yüksek akademik nitelikler gerektirmektedir.
المبادرةiniciativaأطلقت الحكومة مبادرة جديدة لدعم الشباب. — Hükümet gençleri desteklemek için yeni bir girişim başlattı.
المساءلةrendición de cuentasالمساءلة ركيزة أساسية في أي نظام ديمقراطي سليم. — Hesap verebilirlik, sağlıklı bir demokratik sistemin temel direğidir.
المصداقيةcredibilidadتعتمد الصحافة الجيدة على المصداقية والدقة. — İyi gazetecilik güvenilirlik ve doğruluğa dayanır.
تبيّن لاحقاً أن التقارير الأولى كانت مضللة.Más tarde se comprobó que los primeros informes eran engañosos.تبيّن لاحقاً أن التقارير الأولى كانت مضللة. — Sonradan ilk raporların yanıltıcı olduğu ortaya çıktı.
على الرغم من ذلك، فإن الوضع لا يزال صعباً.A pesar de eso, la situación sigue siendo difícil.على الرغم من ذلك، فإن الوضع لا يزال صعباً. — Buna rağmen durum hâlâ zor.
في نهاية المطاف، القرار يعود إليك أنت.Al final, la decisión depende de ti.في نهاية المطاف، القرار يعود إليك أنت. — Sonuçta karar sana ait.
لا أستطيع تحمّل هذه المسؤولية وحدي.No puedo asumir esta responsabilidad solo.لا أستطيع تحمّل هذه المسؤولية وحدي. — Bu sorumluluğu tek başıma taşıyamam.
لقد أدركت متأخراً أهمية إدارة الوقت.Me di cuenta demasiado tarde de la importancia de la gestión del tiempo.لقد أدركت متأخراً أهمية إدارة الوقت. — Zaman yönetiminin önemini geç fark ettim.
ما الذي دفعك إلى اتخاذ هذا القرار؟¿Qué te llevó a tomar esta decisión?ما الذي دفعك إلى اتخاذ هذا القرار؟ — Seni bu kararı almaya iten neydi?
ما كان يجب أن نتسرّع في اتخاذ القرار.No deberíamos habernos apresurado en la decisión.ما كان يجب أن نتسرّع في اتخاذ القرار. — Kararı almakta acele etmemeliydik.
من المهم أن نأخذ بعين الاعتبار جميع العوامل.Es importante tener en cuenta todos los factores.من المهم أن نأخذ بعين الاعتبار جميع العوامل. — Tüm faktörleri göz önünde bulundurmak önemlidir.
نظراً للظروف الراهنة، تأجّل انعقاد المؤتمر.Debido a las circunstancias actuales, la conferencia se pospuso.نظراً للظروف الراهنة، تأجّل انعقاد المؤتمر. — Mevcut koşullar nedeniyle konferansın toplanması ertelendi.
هل يمكنك أن تشرح لي هذه النقطة بالتفصيل؟¿Puedes explicarme este punto en detalle?هل يمكنك أن تشرح لي هذه النقطة بالتفصيل؟ — Bu noktayı bana ayrıntılı olarak açıklayabilir misin?
وجهة النظرpunto de vistaأحترم وجهة نظرك، لكنني لا أوافقك الرأي. — Bakış açına saygı duyuyorum ama sana katılmıyorum.
يُؤثِّر فيafectar aيؤثّر التلوث البيئي في صحة السكان بشكل مباشر. — Çevre kirliliği halkın sağlığını doğrudan etkiliyor.
يُبالِغexagerarيبالغ وسائل الإعلام أحياناً في تصوير الأحداث. — Medya zaman zaman olayları tasvir etmede abartıyor.
يَتبنَّىadoptarتبنّت الشركة سياسة جديدة لدعم العمل عن بُعد. — Şirket uzaktan çalışmayı desteklemek için yeni bir politika benimsedi.
يَتجاوزsuperarتجاوز عدد المشاركين في المؤتمر ألف شخص. — Konferansa katılanların sayısı bin kişiyi aştı.
يَتسم بـcaracterizarse porيتسم أسلوبه في الكتابة بالدقة والوضوح. — Yazı stili kesinlik ve netlikle öne çıkıyor.
يَتضمَّنincluir/contenerيتضمّن العقد بنوداً تفصيلية حول حقوق الطرفين. — Sözleşme her iki tarafın haklarına ilişkin ayrıntılı maddeler içeriyor.
يَتعامل معtratar/lidiar conيجب أن نتعامل مع هذه المشكلة بجدية. — Bu sorunla ciddiyetle başa çıkmalıyız.
يجب أن تكون صادقاً في تقديم المعلومات.Debes ser honesto al presentar la información.يجب أن تكون صادقاً في تقديم المعلومات. — Bilgi sunarken dürüst olmalısın.
يُحقِّقlograr/conseguirحقّقت الشركة أرباحاً ضخمة هذا العام. — Şirket bu yıl büyük kârlar elde etti.
يُرسِّخafianzar/inculcarيرسّخ التعليم الجيد قيم المواطنة في نفوس الأجيال. — İyi eğitim nesillerin zihninde vatandaşlık değerlerini pekiştirir.
يَستنتجconcluir/deducirاستنتج العلماء أن التغير المناخي يتسارع. — Bilim insanları iklim değişikliğinin hızlandığı sonucuna vardı.
يَستوعبasimilar/comprenderيصعب على الطلاب استيعاب هذا المفهوم في وقت قصير. — Öğrencilerin bu kavramı kısa sürede kavraması zor.
يَسعى إلىaspirar a/buscarتسعى المنظمة إلى تحقيق العدالة الاجتماعية. — Örgüt sosyal adaleti gerçekleştirmek için çabalıyor.
يُشكِّلconstituir/formarيشكّل الشباب نسبة كبيرة من سكان المنطقة. — Gençler bölge nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturuyor.
يَعتمد علىdepender de/confiar enلا يجب أن تعتمد على الآخرين دائماً. — Her zaman başkalarına dayanmamalısın.
يُفاوِضnegociarيُفاوِض المسؤولون على اتفاقية السلام. — Yetkililer barış anlaşması üzerinde müzakere ediyor.
يُقدِّرapreciar/valorarأقدّر كثيراً مساعدتك لي في هذا الأمر. — Bu konuda bana yardım ettiğin için çok minnettarım.
يُلاحِظnotar/observarلاحظ الطبيب تحسناً ملحوظاً في حالة المريض. — Doktor hastanın durumunda belirgin bir iyileşme fark etti.
يَنبثق منsurgir de/emanar deتنبثق هذه الفكرة من تراث فلسفي عريق. — Bu fikir köklü bir felsefi gelenekten kaynaklanıyor.
يَنتقدcriticarانتقد المعارضون السياسة الاقتصادية للحكومة. — Muhalifler hükümetin ekonomi politikasını eleştirdi.